Turkey’s Gulen supporters flee to Greece – BBC World

BBC World

Hundred of members of Turkey’s Gulenist network have sought refuge in neighbouring Greece. Turkey accuses the network of being behind the failed coup in July 2016. And in recent months, the number of lives in exile appears to be increased as the BBC’s Cagil Kasapoglu reports from Thessaloniki. Camera & Producer: Efrem Gebreab

Advertisements

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Türkiye’den kaçan yüzlerce Gülen Cemaati üyesi Selanik’te

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra açılan soruşturmalar, davalar ve haklarında çıkarılan yakalama kararları nedeniyle Türkiye’yi terk eden, aralarında 8 askerin de bulunduğu yüzlerce Fethullah Gülen Cemaati üyesi Yunanistan’a kaçıp iltica başvurusunda bulundu.

İnsan kaçakçıları aracılığıyla Meriç Nehri üzerinden veya Akdeniz’de sürat teknesiyle Yunan topraklarına geçen bazı Gülen Cemaati üyeleri Selanik için “Yeni evimiz” diyor.

Haklarında Türkiye’de soruşturma açılmasına ve yakalanma kararı olmasına rağmen Yunanistan, Türkiye’nin iade taleplerini reddediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atina ziyareti sırasında Yunan yetkililere seslenip, darbe girişimi sonrası Yunanistan’a sığınan 8 askerin de iade edilmesi talebini yineledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Ekim ayında Yunanistan’a kaçan Cemaat üyelerini gündeme getirip darbe girişiminden sonra Yunanistan’a sığınmacı olarak başvuranların sayısının 955 olduğunu söylemişti.

Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın FETÖ’cüler için adeta bir sığınma üssü olmasını arzu etmeyiz. Dolayısıyla bu başvuruların titizlikle değerlendirileceklerini ve Yunanistan Anayasası’na ve yasalarına göre değerlendirileceklerine, hainlere prim vermeyeceklerine inanıyoruz” diye konuştu.

Ama Selanik’te BBC’ye konuşan Gülen Cemaati üyeleri, darbe girişimi sonrası açılan “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” soruşturmaları kapsamında işkence ve gözaltında kötü muameleden korktukları için ülkeyi terk ettiklerini, kendilerine yöneltilen “terör örgütü üyesi olma” suçlamalarını kabul etmediklerini söylüyorlar.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

70 yıldır Irak’ta mülteci hayatı yaşayan Filistinli: Vatanımız ve kimliğimiz yok

İbrahim MahmudTelif hakkıCAGIL KASAPOGLU

Filistinli İbrahim Mahmud 76 yaşında. Hiçbir zaman “vatan” dediği topraklara sahip olamadı. Sahiplenip benimsemeye çalıştığı her topraktan da savaşlar yüzünden göçe zorlandı, zulüm gördü.

Kurduğu evler dağıldı, girdiği işlerden çıkarıldı. Kimi zaman hiç seyahat edemedi, kimi zaman da eline tutuşturulan kimliksiz seyahat belgeleriyle, ona biçilen sıfatları kabullenip, kendi varlığını kabul ettirmeye çalıştı. Çünkü İbrahim, 76 yıllık hayatında Filistin’den başka bir aidiyet hissetmedi.

Şimdi de, yorgun sureti, alnına çizilen yılları, saçlarında akları ve aradığı haklarıyla Erbil yakınlarındaki bir kampta yaşıyor.

IŞİD’den kaçanların sığındığı, Baharka Kampı’nda, kimliksiz sürgün edilen hayatını anlatıyor:

“70 yıldır Irak’tayım. Mülteci olduğumuz için mülk edinme hakkımız yok. Ne vatanımız var, ne de Irak vatandaşlığımız, kimliksiz bizler.”

“Mülteci kelimesi artık utanılacak bir kelime oldu. Nereye gitsek mülteciyiz. Biz yalnızca iyi bir eğitim almak isteyen, saygı görmek isteyen ve en iyiyi hak eden iyi insanlarız.”

Seyahat belgesi ve çayTelif hakkıCAGIL KASAPOGLU

 

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

‘Damızlık Kızın Öyküsü’nün feminist yazarı Margaret Atwood: Haklı olduğum için üzgünüm

Margaret Atwood, Pazartesi akşamı Southbank Centre Royal Festival Hall'da Telegraph gazetesinin kitap editörü Gaby Wood ile bir söyleşiye katıldıPETE WOODHEAD

“Siz evde kalanlardan mısınız, yoksa evde çoluk çocuğa karışanlardan mı?

Nasıl?! Kim?

Yok yani soruyorum, siz şimdi bir kadın olarak evde mi kaldınız, yoksa çoluk çocuğa mı karıştınız?”

İstanbul’un Akatlar semtindeki taksi durağında bindiğim aracın şoförü, günlük, sıradan gördüğü bir muhabbetin parçası olarak soruyordu:

Öfke ve şaşkınlıkla, “Doğurmanın ve doğurmamanın bir tercih olabileceğini, dolayısıyla ayrımın absürt olabileceğini düşündünüz mü? Ya da boşverin, siz hiç feminizm okudunuz mu?” diye soruverdim.

Zira, bu muhabbetten 20 saat önce Londra’da Southbank Centre’da dinlediğim, “Damızlık Kızın Öyküsü”nün (The Handmaid’s Tale) feminist yazarı Margaret Atwood’un konuşması yankılanıyordu zihnimde.

Dizi olarak da yayınlanan kitap, erkek egemen, teokratik ve totaliter bir toplum distopyası. Atwood’un 1985’te kaleme aldığı kitap, üremeyi odağına alıp, kadınları doğurganlıklarına göre sınıflayan, kürtajın “cinayet” sayıldığı baskıcı bir düzeni anlatıyor.

Şimdi taksi şoförü bana “Damızlık Kız” ya da “Martha” olup olmadığımı mı soruyordu?

The Handmaid's Tale diziye de uyarlandı. Dizideki kadınların giydiği kıyafetleri giyen bir grup kadın, ABD'de sokakta yürürkenREUTERS

Yani “iki bacaklı rahimler” olarak üst egemen sınıfa hizmetini doğurganlığıyla sağlayan bir “damızlık” ya da “doğuramadığı” için yine üst egemen sınıfa bu sefer ev işleri sırtlayarak hizmet eden bir “Martha”…

Dolayısıyla her türlü hizmetin yine erkeğe yapıldığı ve “evde kalmak”, “çoluğa çocuğa karışmak” gibi kavramların da erkekler tarafından yaratıldığı bir toplum.

Orası Kuzey Amerika’da yeni kurulan Gilead ülkesi, burası İstanbul Akatlar…

“Ama hanımefendi, sayın bayan ben şaka yapmıştım…” dedi bu sefer taksi şoförü, ciddiye alınamayacağını anlayanların su üstünde kalma çabasını sergileyerek. Ama 32 yıl önce yazılan bir distopyadaki rolünüzü de hatırlatıyordu.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Fransa’nın solcu ‘Boyun Eğmeyenleri’ ikinci turda ne yapacak?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalamayan 'Boyun Eğmeyen Fransa' hareketinin solcu lideri Jean-Luc Mélenchon'un destekçileriTelif hakkıAFP

Paris’te bu yıl 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda meydanlar emekçilerin kutlamalarının yanı sıra, siyasi tercihlerin ağırlıklı olarak tartışıldığı alanlara döndü.

Zira bir haftadan kısa bir süre içinde ülke cumhurbaşkanını seçecek ve sol eğilimli sendikaların üyelerinin çoğu istedikleri adayın yarışta kalamamasından şikayetçi.

İkinci turu 7 Mayıs’ta düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Elysee Sarayı’na Marine Le Pen’in mi yoksa Emmanuel Macron’un mu yerleşeceği belli olacak.

Hafta başındaki anketlere göre sandığa gideceğini söyleyen seçmen arasında, ‘ne sağcı ne de solcuyum’ diyen Macron, yüzde 61 oy oranıyla yarışı önde götürürken, aşırı sağcı Le Pen’in yüzde 39’da kaldığı görülüyor.

Ama Fransa’da seçmenin yüzde 40’a yakını, her iki liderin de ülkeyi yönetebilecek nitelikte olmadığı görüşünde.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri: Sosyal liberalizm mi, milliyetçilik mi?

MACRON LE PENTelif hakkıAFP

Fransa’da ilk turu Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna merkezde yeni bir hareket başlatan ve mecliste partisi olmayan Emmanuel Macron ve aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen kaldı.

Fransa tarihinde ilk defa düzen partileri olarak bilinen merkez sol ve sağ partilerin ikinci tura kalamaması, seçmenler arasındaki bölünmenin de geleneksel siyasi eğilimlerle açıklanamayacağını gösteriyor.

Seçimin ilk turundan önce yapılan tartışmalar ülkedeki ayrışmanın ‘geleneksel sağ ve sol’dan ziyade, pragmatik gerekçelerle “küreselleşme savunucuları ve korumacı politika isteyenler” arasında olduğu yönündeydi.

Zira ilk turu geçen iki adayın kampanya vaatleri de bu savı destekliyor.

Kendisini merkezde konumlandıran “En Marche” (Yürüyüş) hareketinin lideri, eski yatırım bankacısı 39 yaşındaki Emmanuel Macron , Avrupa Birliği (AB) yanlısı, liberal bir politikacı.

Aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen ise yabancı düşmanı, AB karşıtı ve korumacı, kapalı ekonomiden yana.

Bu iki adayın ikinci tura kalmasıyla 7 Mayıs’ta sandığa gidecek seçmenler, sosyal liberalizm ile milliyetçilik, dışa açıklık ile korumacılık arasında tercih yapıp Fransa’nın AB üyeliğinin geleceğine dair de bir karar verecek.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Fransa’da sosyalistlerin kalesi Hénin-Beaumont aşırı sağa nasıl kaydı?

Marine Le Pen

Fransa’nın kuzeyindeki Hénin-Beaumont kenti, 70 yıl boyunca “Sosyalistlerin kalesi” olarak biliniyordu. Son birkaç yıldır ise “aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin kalesi” olarak anılıyor.

Peki bu keskin geçiş nasıl oldu? Bunun kısa yanıtı aslında, 1980’lerde egemen ideoloji olarak öne çıkan neo-liberal ekonomi politikaları.

Bu politikaların mağduru olan işçi sınıfı, kendilerini sosyalistler tarafından da terk edilmiş hissetti. Bununun yansımaları Hénin-Beaumont’da görülüyor.

Yıllarca kentin ana gelir kaynağı, kömür madenciliğiydi. Ancak fabrikaların kapanması ve Doğu Avrupa’ya taşınmasıyla ise Hénin-Beaumont hafif sanayi kentine dönüştü.

Nüfusu 27 bini bulan Hénin-Beaumont’da işsizlik yüzde 20’lere çıktı. Bu durum birçoklarına göre kendini “apolitiklik” ve “aşırı sağa kayış” olarak gösterdi.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Fransa’da dört adayın başa baş yarıştığı seçim

Fransa’nın başkenti Paris’te garlarda, ana caddelerde, meydanlarda silahlı, çelik yelekli polisler var.

Gösterilerin ana merkezi Place de la Republique’te (Cumhuriyet Meydanı) ise Nice’teki saldırının tekrarlanmasından kaygılanan güvenlik güçleri, meydana araçların girişini engellemek için çevresini büyük sarı beton bloklarla kapatmış.

Ülke, olağanüstü halde, olağanüstü güvenlik önlemleriyle Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor.

Paris

Güvenlik önlemleri Paris halkı için sıradanlaşsa da, bu seçimleri öncekilere kıyasla farklı kılan, ikinci tura gidebilecek en az dört favori isim olması.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Cizre: ‘Devletten kızımın cenazesini vermesini istiyorum’

 

Çağıl Kasapoğlu
15 Nisan 2017
Haber ve Video’nun BBC Türkçe sayfası için tıklayın. 

Şırnaklılar ve Cizreliler, son bir yıllık süre içinde sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar ile 1990’lı yıllardan daha ağır travmalar yaşadıklarını söylüyor.

Hafızalarında 1992 Cizre Nevruz kutlamalarındaki kayıplar var bodrumları anlatırken.

Yakınlarını kaybeden ailelerden biri Arslan ailesi.

Nur Mahallesi’ndeki evlerinde görüştüğüm Abdülaziz Arslan ve eşi Hüsna Arslan, kızları Hacer Arslan, oğulları Mehmet Sait Arslan ve Hüsna’nın ağabeyini kaybetmişler.

Fakat Hacer Arslan’ın cenazesi hala yok. Cizre’de 33 isimsiz mezarlık olduğu, 10’a yakın kişinin cenazelerinin bulunamadığı belirtiliyor.

Aile, geçen yıl Mart ayında Şanlıurfa Kimsesizler Mezarlığına defnedilen cenazelerden birinin Hacer Arslan olduğu bilgisi üzerine gittikleri şehirde, Hacer yerine ağabeyi Mehmet Sait Arslan’ın cenazesiyle karşılaşmış…

“Kızım Hacer hemşireydi, acil tıp teknisyeniydi” diyor babası ve ekliyor:

“Üniversite hazırlığı yapıyordu, doktor olma hayali vardı.”

Annesi Hüsna da “Anne kız gibi değil, iki arkadaş gibiydik. Çok iyiydi, hep bizi düşünürdü, eve 10 dakika geç kalsa söylerdi, çocuklarım arasında en duyarlısı oydu. Zaten okuyordu. Okuldan başka bir şeyle uğraşmazdı…” diyor.

Ailenin tek isteği kızları Hacer Arslan’ın cenazesinin bulunması:

“Sadece kızım değil, 10-11 kişinin kayıp cenazeleri verilmedi. Kızımın yandığını düşünüyorum. Külü bile kalmamıştır. Ölü olarak ellerine geçseydi mutlaka verirlerdi. Kızım sağ olsaydı mutlaka bir şekilde bana ulaşırdı. Sağ olmadığını düşünüyorum. Devletten kızımın cenazesini vermesini istiyorum.”

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Sokağa çıkma yasağının tamamen kalktığı Şırnak ve Cizre’de yaşam kurma çabası

Şırnak merkez

14 Nisan 2017
Çağıl Kasapoğlu
Haber ve Video’nun BBC Türkçe sayfası için tıklayın

Şırnak’ta 14 Mart 2016’da uygulanan sokağa çıkma yasağı 10 Nisan’da tamamen kaldırıldı. Yasak süresince çatışmalarda hasar gören binalar yıkıldı.

Merkezinde 14 Mart 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağının yaklaşık 1 yıl sonra, Pazartesi günü tamamen kaldırıldığı Şırnak’tayım. Kentin girişinde taksiye bindim, “Merkeze lütfen, hani çay bahçesi var, Atatürk büstünün oraya… Cumhuriyet Meydanı tarafı bir arkadaşla buluşacağım” dedim.

“Tamam hocam, çay bahçesi derken, Ziraat Bankası’nın orası değil mi?” diyen taksiciye yanıtım, “Evet, evet banka da yakınındaydı, hani çay içilen işte, bankalar var ya, oraya.” oldu.

Yine “Tamam hocam” dedi taksici, dikiz aynasından baktı. Neyle karşılaşacağımı tahmin eder gibi…

Birkaç kez geldim Şırnak’a. İlk ziyaretim Gezi olayları döneminde, son ziyaretim de geçen yıl Şubat ayındaydı. Hendeklerin, barikatların olduğu, sokak başlarında da zırhlı araçların konuşlandığı bir dönemdi.

Ziraat Bankası’nın oraya bıraktı taksi, arkadaşım Tarık’ı beklemeye başladım.

Sağa gidiyorum moloz, sola gidiyorum enkaz. Çay bahçesi yok, mercimek çorbası içtiğimiz lokanta yok, büst yok, hiçbir şey yok. Ortalık dümdüz.

Tanıdık bir işaret, bir dükkan görmek için tur atıyorum çevrede ama yok.

Continue reading

Leave a comment

Filed under Uncategorized