Vazgeçmek…

Bazen öyle şeylerden vazgeçeriz ki… Tekrar elde edemeyeceğimizi bilsek bile, vazgeçtiğimiz için gurur duyarız kendimizle. Bir zafer edasıyla…

Vazgeçebilmenin verdiği güvenle doğru bir karar aldığımızı düşünür, iki üç gözyaşından sonra sonunda ışık olduğunu düşündüğümüz yolda ilerleriz işte…

Halbuki vazgeçmenin ağırlığı her yeni bir adımda artar… Her yeni bir adımla bir sonrakini atamaz hale geliriz…

Öyledir işte… Düşene kadar öyledir… Düşünce ayağa kalkılıyor nasıl olsa… Vakit mi mesele? Ne fark eder… Yolu yarıladıktan sonra koşmaya gerek kalmıyor ne de olsa…

Yolu yarıladığını fark ettirecek kadar güzel yaşadıysan eğer, “Ne mutlu der” ilerlersin ne de olsa…

Böyle işte… Aklıma geliyor Nazım Hikmet… Cem Karaca’nın tok sesiyle duyuluyor Nazım Hikmet…

Üstelik açık denizlerden… Belki de insanın kendini en güvende hissettiği yerlerden…

Vazgeçenlere diyelim…

“Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.

Seyir defretini başkası yazsın.

Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.

Beni o limana çıkaramazsın…”

 

http://www.youtube.com/watch?v=yUsY9YrYQM0

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s