CHP’nin seçim kaybetme nedenleri

Çağıl Kasapoğlu, BBC Türkçe – 12 Ağustos 2014

ekmeleddin-ihsanoğlu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) karşısında dokuzuncu seçim yenilgisini aldı.

Her seçim yenilgisinin ardından olduğu gibi, partide yine ‘istifa ve kurultay’ çağrıları yükselmeye başladı.

Yenilginin nedeni olarak partili aday yerine muhafazakar seçmen için de cazip görülecek bir çatı aday formülünde ısrar edilmesi gösteriliyor. Ancak seçim sonuçları, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun MHP’yle CHP’nin ortak adayı olarak öne sürülmesiyle yaşama geçirilen formülün, dört ay önce yapılan seçimle karşılaştırıldığında, iki partide toplamda 5 milyon civarında oy kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Eski genel başkanlardan Hikmet Çetin’e göre, üç parti de birbirlerine danışarak aday belirleyebilir, ‘ikinci tura kalırsa hangisi her iki turda da sizin tabanınız için sempatik olur’ diye sorabilirdi. Böylece ‘çatı da tavanda değil, tabanda oluşurdu’.

CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler’e göre de, partilerin kendi adaylarını göstermeleri, örgütleri ve seçmen ilgisini canlı tutmak için eleştirel olurdu. Güler, ‘Ama iki kutuplu mücadele yürütebileceğimizi düşündük, bu yanlıştı’ diyor.

Tek neden gösterilen aday mı?

Peki CHP’nin yenilgisinde aday dışında da nedenler yok mu? CHP Bursa milletvekili ve sosyal antropolog Aykan Erdemir’e göre, temel sorun CHP’nin, özellikle Gezi olaylarının ardından oluşan siyasi iklimde geniş bir ittifak kuramamış olması.

Erdemir, Türkiye’de sosyal demokrat hareketin sağa karşı alanını genişletebilmesinin ancak ‘yeni orta sınıfları, bilgi ekonomisini, yeni sosyal hareketleri, gençliği, kadınları, çevre hareketini, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelim hareketlerini kendi bünyesinde toplayarak bir ittifak kurmasıyla’ gerçekleşebileceğini söylüyor.

Her ne kadar Gezi olayları sonrası CHP’de buna yönelik tartışmalar yaşansa da, Aykan Erdemir’e göre “Genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının da gösterdiği üzere; CHP henüz böyle bir ittifak kuramadı.”

Erdemir, “Türkiye’nin arayışı, temel hak ve özgürlükleri güçlendirecek, AB sürecine hız verecek, hepsinden önemlisi rekabetçi bir bilgi ekonomisinin temellerini atacak, sosyal politika ayaklarını oluşturacak bir iktidardır. Bu iktidar da bence Türkiye’de merkez siyaseti savunan kesimlerle kuracağı büyük bir ittifaktan geçiyor” diyor.

‘CHP muhafazakârlaşarak kazanacağını sanıyor’

Ordu Üniversitesi’nden sosyal politikalar ve ekonomi uzmanı Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım’a göre ise, CHP’nin başarısızlığının nedeni, ‘kendi özgün programını, çıkarmak yerine sağa çeken Türkiye siyasetine uyum sağlama çabası’.

Yıldırım, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını da buna bağlıyor ve şu ifadeleri kullanıyor:

“CHP, sağa çalışarak, iktidardaki dinsel, milliyetçi söylemlerle ancak ona benzeyerek, neoliberalizmin genel programını sorgulamaksızın, standart bir program etrafında toplumu kuşatabileceğini düşündü ve en sonunda Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir aday ortaya koydu.”

“Bu, bana göre, iktidar karşısında bir tür, ‘iktida’dır, yani taklit ederek onunla baş etme stratejisi benimsedi ama taklitler asıllarını güçlendiriyor. CHP’nin stratejisinin başarısızlığı biraz da buradan geliyor.”

Yıldırım, CHP’nin kendi özgün dilini, programını oluşturmak yerine toplumdaki genel geçerliliği muhafazakârlaşma olduğunu düşündü ve o muhafazakârlaşma üzerinden iktidar partisiyle yarışmaya çalıştı. Ancak bu da bir kaybetme stratejisine dönüştü.

‘AKP seçmeni inanmadı, CHP seçmeni katlanmadı’

Bu stratejiye tepki gösteren ve CHP’nin temel ilkelerinden bir süreliğine de olsa vazgeçme anlamına geldiğini ifade eden CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler de, AKP seçmenine yakın gelecek isimlerin tercih edilmesi için “Buna, ne AKP seçmeni inandı, ne de bizim seçmen katlandı” diyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray ise CHP stratejisinde hiçbir değişiklik yok. Aksine CHP, “omurgası sağlam bir parti”.

Farklı kesimlerin ortak faydaları için ‘her tür siyasi görüşte isimlere yer verdiklerini’ belirten Çıray, “CHP olarak toplumun siyasetini yapmaya çalışıyoruz. Bu seçimler haklı olduğumuzu gösterdi. CHP’de sosyalist olduğunu söyleyenler fikir hakkı buluyorsa, aynı partide merkez görüşlü kişilerin de kendilerini ifade etme hakkı olabilir. Aksi halde, her kesimden oy alamazsa CHP nasıl iktidara gelecek?” diyor.

‘İslamileşen hegemonya hızla CHP’ye geçiş yapmaz’

Deniz Yıldırım’a göre bunun yanıtı AKP tabanında değil, düzenden memnun olmayan yüzde 58’lik kesimde.

Yıldırım, “İslami dille kurulan bir proje; İslamileşen bir hegemonya ve bu yüzde 42’yi temsil ediyor. Bu kesimin CHP’ye hızlı bir geçiş yapması çok ütopik bir beklenti. Onun yerine bu tabana ulaşılabilecek sosyal adaletçi, özgürlüklerden yana bir programın ortaya konulması gerekiyor” diyor.

Bu programla yola çıkan HDP adayı Selahattin Demirtaş, ezilenlere, yoksullara ve dışlanmışlara yönelik söylemine karşılık bulmuş görünüyor. Seçim sonuçları Demirtaş’ın geleneksel Kürt seçmen tabanını özellikle CHP’den kayan oylarla genişlettiği anlaşılıyor. Bu da CHP’nin solda yarattığı boşluğu doldurmaya doğru ilk adımı attığı görüşlerinin dillendirilmesine neden oluyor.

‘Yolsuzlukla mücadele iyi değerlendirilemedi’

Her ne kadar bu seçimlerde CHP günlük politikayı kampanya diline daha fazla yansıtmış olsa da, CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir, partinin ‘aile sigortası’ projesiyle Türkiye’de ilk defa çok kapsamlı bir sosyal politika alternatifi sunduğunu söylüyor.

Ancak kampanyada CHP’nin örneğin ‘yoksullara yönelik’ politikası ve programları yerine ağırlıklı olarak AKP ve Erdoğan karşıtlığı ortaya çıktı. CHP İzmir milletvekili Rıza Türmen özellikle yolsuzlukla mücadele meselesinin iyi değerlendirilemediğini belirtiyor ve şu yorumu yapıyor:

“Sosyal demokratsanız, işin tabi ki sınıfsal yanı var. Ezilenden, garibandan, yoksuldan yana olacaksınız. İnsanların yoksul olmamak gibi temel insan hakkı vardır. Yolsuzluktan daha açık sınıfsal çelişki ne olabilir. Biz onu bir zemine oturtamadık.”

‘Kürt meselesinde de ikna edemedi’

AKP, Kürt sorunu ve barış süreciyle ilgili attığı adımlarla özellikle doğu illerinde de oylarını artırırken CHP’nin ise yine oy kaybı yaşadığı görüldü. Bu da CHP’nin ikna edici bir Kürt politikası olmadığına dair eleştirileri alevlendirdi.

SHP’nin 25 yıl önce, 1989’da hazırladığı ve çözümün demokratikleşme olduğu belirtilen Kürt sorununa yönelik tespitlerin ve önerilerin yer aldığı rapordan bu yana, CHP’den Kürt sorununun çözümü konusunda birşey yapılmadığı eleştirileri de var.

“CHP’nin belirli bir Kürt politikası var mı?” sorusuna CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir şöyle yanıt veriyor:

“Her ne kadar CHP’nin bütün il başkanlıklarına asılan afişlerle madde madde dile getirdiği bir çözüm önerisi olsa da, bu siyasetin toplumdaki karşılığının, bilinirliğinin çok yüksek olduğunu söylemek doğru olmaz.”

Batman’da gönüllü milletvekili olarak da görev alan Erdemir, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki düşük oy oranlarını da buna bağlıyor ve CHP’nin Kürt sorunuyla ilgili yapması gerekenleri şöyle ifade ediyor:

“CHP, daha inanç temelli siyaseti götüren AKP ve daha etnik kimlikli siyaset götüren HDP’nin ortasında üçüncü bir yol sunmalı. Bu üçüncü yol, özellikle bölgede gittikçe bireyselleşen, orta sınıflaşan, çağdaş kapitalist ilişkiler içinde yerini almaya çalışan ve kentli ve özgürlük taleplerini dile getiren kesimlerin sesi olmalı.”

Siyaset bilimi uzmanı Deniz Yıldırım’a göre ise, CHP’nin Kürt sorununa yaklaşımı ‘Ulus devleti Osmanlıcı anlayışla aşmak isteyen AKP ve ulus devleti demokratik özerklik anlayışıyla, demokratik çerçevede aşmak isteyen HDP arasında kalıyor ve MHP ile beraber, milli devletin özellikle Kürt sorunu üzerinden çok değiştirilmeden daha muhafazakâr İslami duyarlılığa uyumlu hale getirilmesinden yana bir siyasi çizgi benimsiyor’.

İhsanoğlu’nun aday gösterilmesinin de bu çizgiyi temsil ettiğini belirten Yıldırım, CHP’nin iç dengelerindeki farklılıkları da gözeterek şu yorumu yapıyor:

“Ulus-devlete bakış açısından, CHP, Kürt meselesine dair perspektifini bir bireysel mesele, bireysel hak sorunu olmasının ötesine taşıyamadı. Ama CHP içinde heterojen bir yapı, kendi siyasal dilini Kürt meselesi ve Kürt siyasi hareketinin Türkiye’yi böleceği kuşkusu üzerinden kuran bir ekip de var.”

Eğer erkene alınmazsa, 10 ay sonra genel seçimler yapılacak. Adalet ve Kalkınma Partililer, yeni seçim çalışmalarına cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları açıklanır açıklanmaz başladıklarını söylüyor. CHP’nin ise benzer bir adımı atmadan önce ‘yönüyle’ ilgili meseleleri çözüme kavuşturması gerekecek gibi görünüyor.

Leave a comment

Filed under Turkey

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s