Charlie Hebdo’nun çizgileri neyi, nasıl anlatıyor?

150114135537_charlie_hebdo_index_640x360_reuters_nocredit

Çağıl Kasapoğlu

BBC Türkçe, Paris

Fransa’da 1960’ta kurulan Hara Kiri’nin uzantısı olarak 1970’te yayına başlayan özgürlükçü, siyasi hiciv ve mizah dergisi Charlie Hebdo, özellikle düşündürebilme ve sorgulatabilme özellikleriyle Fransa’da birkaç neslin entelektüel altyapısını oluşturdu.

Cabu, Wolinski gibi değerli karikatüristleriyle 68 kuşağının eleştirel bakışını yeni nesillere de işledi.

İktidara, güce ve sağa karşı duruşunu Hara Kiri’den bu yana koruyan Charlie Hebdo, ifade özgürlüğünü temsil ediyordu ama çizgilerinin ‘neyi temsil ettiği’ ise dergi içinde ve takipçileri arasında da dönem dönem tartışıldı.

Dergiyi tanıyan gözlemcilere göre karikatüristlerin çizgileriyle yansıttığı siyasi ve toplumsal meselelere ilgi duyan okurların da belli bir farkındalığa sahip olmaları, karikatürleri de belli bir bağlam çerçevesinde değerlendirmeleri bekleniyordu.

Nitekim, Charlie Hebdo’nun ustaca yaptığı hicivler kimilerini rahatsız ederken, kimilerini de bilgilendiriyor, belki de göz ardı edilen, edilmek istenen meseleleri acıtarak hatırlatıyordu.

Nijeryalı kadın kapağı tartışma yarattı

Charlie Hebdo’un ‘ırkçılıkla’ suçlanmasına neden olan en tartışmalı karikatürlerinden biri, derginin 22 Ekim 2014 tarihli sayısıydı.

Bu sayının kapağındaki “Boko Haram’ın seks köleleri öfkeli” başlığının altında dört başörtülü Nijeryalı kadın “Yardım ödeneklerimize dokunmayın!” diye bağırırken görülüyor.

Derginin çizgisini yakından bilen ve Cabu ile Wolinski’nin 68 döneminden dostları olan, Helsinki Yurttaşlar Meclisi Eş Başkanı, Fransız yazar Bernard Dreano’ya bu karikatürü yorumlamasını istediğimde, “Mesele göçmenler üzerinden aşırı sağcı politikalara yönelik bir eleştiridir. Aşırı sağ, Avrupa’ya gelen göçmenleri hep yardımlar için geliyor gibi görüyor” diyor.

Dolayısıyla bu karikatür ile dergi her zamanki gibi sağcı politikaları hedef alıyor ve bunu Boko Haram’ın Nijerya’da kaçırdığı yaklaşık 200 kız öğrenci üzerinden yapıyor.

Bernard Dreano şöyle devam ediyor: “Bu bir sistem eleştirisi ama yanlış anlaşılabilir veya karikatürün aslında kimle dalga geçtiği anlaşılmıyor olabilir. Dolayısıyla bazı karikatürler bağlamı içinde değerlendirilmelidir. Kime diyor, ne diyor, ne zaman diyor ve neye karşı diyor?”

Aynı karikatürü, Paris’in Saint Michel bölgesindeki Sorbonne Üniversitesi’nin önünde oturan üç gence sordum.

Öğrencilerden ikisi Camille ve Paul, Sorbonne’da siyaset bilimi okuyor. Yanlarındaki Afrika kökenli Christian da Paris’in dışında Villetaneuse’de öğrenci.

Paul önce karikatürü anlamıyor. Camille uzun uzun baktıktan sonra “Bu sağcıları eleştiriyor ama beni rahatsız etti açıkçası. Hoşuma gitmedi” diyor. Afrika kökenli Christian ise karikatürün sosyal yardım açısını anlamıyor ama “Afrika’daki Boko Haram tehdidine işaret ettiği için” beğeniyor.

Charlie Hebdo’nun Fransa’da aşırı sağı eleştirdiği bir diğer karikatürde de Fransız Guyanası doğumlu Adalet Bakanı Christiane Taubira maymun şeklinde çizilmişti.

Bu karikatür de, aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin (Front National) eski siyasetçilerinden Anne-Sophie Leclere’in Facebook sayfasında Taubira’nın fotoğrafıyla bir maymunu yan yana paylaşmasına yönelik bir eleştiriydi.

Kime, neye ve hangi bağlamda eleştiri yöneltildiği göz ardı edildiğinde bir hayli ırkçı görülebilecek bir karikatür aslında.

Sorbonne’un önündeki gençlere derginin bugün dünya genelinde üç milyon basılan sayısının kapağındaki gözü yaşlı Muhammed Peygamber’in, elinde ‘Je Suis Charlie’ (Ben Charlie’yim) yazılı bir döviz tutan ve üstünde de büyük harflerle “TOUT EST PARDONNE” (Her şey affedildi) görüldüğü karikatürü gösterdiğimde de tereddütsüz, “Bunun amacı, İslam ve şiddeti birbirine karıştırmayın demek” diyorlar.

Anti-Semitizm tartışması

Dergi ülke içinde sağcı politikalar karşıtlığıyla bilinse de çok kısa bir dönem, “Sağa yaklaşıyor” kaygısıyla takipçilerini kaybetmişti.

31 yaşındaki Fransız gazeteci arkadaşım Maxime, sıkı bir Charlie Hebdo’cu olsa da, 2008-2009 yıllarında ‘Sarkozy yanlısı’ görüntüsü nedeniyle dergiye bir süre mesafeli olmuş.

O dönem, derginin 1992’den 2009’a kadar editörlüğünü yapan Phillipe Val’ın da ‘anti-semitist’ yaklaşımı nedeniyle karikatürist Siné’yi (Maurice Sinet) kovduğu döneme denk geliyor.

Val, Fransa ile tarihleri ‘iç içe görülen’ Cezayir’deki iç savaşın başladığı 1991’den bir yıl sonra, iç savaşın da Fransa’ya bir dizi bombalı saldırıyla sıçradığı 1995’ten üç yıl önce derginin başına geçmişti.

Fransa’daki, siyasi tartışmalara bir de “İslam tehdidinin” yerleştiği, dolayısıyla toplumsal ve siyasal meselelerin de İslam etrafında şekillenmeye başladığı bir dönemdi.

Karikatürist Siné, 2 Temmuz 2008 tarihli sayıda, Fransa’nın eski sağcı Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin oğlu Jean Sarkozy’nin ünlü zengin Yahudi Darty ailesinin kızıyla Eylül’de yapacağı evlilikten önce Yahudi olacağına yönelik iddialarla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:

“Yahudi ve Darty’nin kurucularının mirasçısı nişanlısıyla evlenmeden önce (Jean Sarkozy) Yahudi olmak istediğini açıkladı. Bu ufaklık yolunu yapacak.”

Karikatürün yayımlanmasından 13 gün sonra editör Philippe Val, Siné’yi anti-semitizmle suçlayıp kovdu.

Fransız yazar Bernard Dreano, Val’in 2003-2004 yıllarından sonra “başörtülü kadınların İslam’ın öncüleri olduklarına dair makaleler kaleme aldığını”, 2005 yılında da dergideki yazılarında banliyöler ve radikal eğilimleri bağdaştıran ifadelere yer verdiğini söylüyor.

Derginin 2006 yılında, Danimarkalı karikatürist Jyllands-Posten’in tartışmalı Muhammed Peygamber karikatürünün yayımlama kararı alan da Val’di.

Sarkozy’ye yakınlığıyla bilinen Val, 2009’da beş yıl çalışacağı France Inter radyosunun editörlüğü için Charlie Hebdo’dan ayrıldı.

Aynı yıl Val hakkında yazılan bir Le Monde yazısında da, “Sola ihanet”, “Carla’nın arkadaşı”, “Sarkozy tarafından seçildi” gibi ifadeler yer aldı.

O dönem, Fransız entelektüeller arasında da derginin sağa kaydığı yönünde tartışmalar doğmuştu.

Hara Kiri’den bu yana ‘düşündürmek, sorgulatmak’ amacında olan Charlie Hebdo provokatif yaklaşımıyla çoğu zaman tartışıldı.

Aynı çizgiler üzerinde farklı görüşler belirtildi.

Karikatürün “Kime, ne zaman, ne dediği ve neye karşı dediği” göz ardı edildiğinde, yani Fransız yazar Bernard Dreano’nun da deyimle “bağlam içinde değerlendirilmediğinde” de mizahın yarattığı ortak dilden giderek uzaklaşıldı.

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s