Paris saldırıları: Türkiye kökenliler ne düşünüyor?

Haberin BBC Türkçe sayfası için TIKLAYIN.

Haberin videosu için TIKLAYIN.

Çağıl Kasapoğlu

BBC Türkçe, Paris / 16 Kasım 2015

Paris’te Türkiye kökenli nüfusun yoğun olduğu Strasbourg Saint-Denis mahallesi, 13 Kasım Cuma gecesi saldırı düzenlenen Bataclon Konser Salonu ve restoranlara yakın. Mahalle halkı ise saldırılar sonrası tedirgin. Türkiyeliler, bir yandan saldırılan nedenlerini sorgularken, diğer yandan da saldırının Müslümanları nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışıyor.

Saldırıların ertesi günü Bataclan’a giderken yolum buradan geçiyordu. Halk, ortalama bir Cumartesi gününe kıyasla sessiz ve tedirgindi. Öğle saatlerine doğru çok az restoran açıktı. Metro durağı da kapatılmıştı.

Saldırıdan sonra üçüncü gün mahalleye tekrar gittim. Bu kez her yer açık. Hayatın normale dönmesi için büyük bir uğraş var. Yoğun olması beklenen öğle saatleri ise yine nispeten sakin.

Kebap restoranlarının, gözlemecilerin, çorbacıların olduğu ve sokağa dökülen masalara ince belli çay bardaklarının konduğu bu mahallede gündem yine saldırılar.

Fatoş Şan bir yandan gözlemeleri için peynirleri kesiyor, bir yandan da 10 yıldan uzun bir süre yaşadığı Paris’te Müslümanların durumuna ilişkin kaygılarını anlatıyor:

“Bu olanlar tabi ki Müslümanları etkiler. İyisi de var kötüsü de var. Ama ben şimdiye kadar bir tedirginlik yaşamadım.”

TIKLAYIN – PARİS SOKAKLARINDA 10 AY SONRA AYNI SORU: NEDEN?

‘Türkiye’de insanlar öldü, kimse kılını kıpırdatmadı’

Fatoş Şan, Fransızların Müslümanlara yönelik tepkileri için de, “Fransızlar kendi ülkelerinde İslami terörün yarattığı kargaşadan rahatsızlar, çünkü insanlara kucak açmışlar ama hale bak” diyor.

Paris saldırıları sonraki ülke içinde ve uluslararası toplumun gösterdiği dayanışmayı konuştuğumuz sırada aynı gözlemecide çalışan Mesut Can, Ankara saldırısında aynı dayanışmanın gösterilmemesini eleştirerek lafa giriyor:

“Fransa’da 120 kişi öldü dünya ayaklandı. Türkiye’de 100’den fazla kişi öldü kimse kılını kıpırdatmadı.”

“Ankara saldırılarını burada televizyonlarda birkaç gün gördük bitti. Ama hiçbir dünya lideri kalkıp Türkiye’yi ziyaret etmedi. Zengin ülke olmak böyle bir şey. Türkiye gibi fakir ülkenin dostu olmaz.”

Mesut’un bir tepkisi de çalıştığı bu mahalledeki Türkiye kökenlilere:

“Ben 1977’den beri bu ülkedeyim. Bu sokakta Türklerin arasında sadece Türkiye düşmanlığı vardır. Düşman gibi bakıyorlar Türkiye’ye. Ankara saldırısını hemen ‘Devlet yaptı’ dediler. Burada da mı devlet yaptı? İnsan kendi ülkesine, devletine bu kadar da düşman olur mu?”

‘Devletin parmağı var mı?’

Aslında Mesut Can’ın “Fransa’da da devlet mi yaptırdı?” sorusu bu sokakta sık konuşulan bir durum.

Kebap salonunda çalışan Ali Yeşiltepe, bölge sakinleri arasında da ‘devletin parmağı olduğuna dair’ tartışmalar yapıldığını söylüyor:

“Herkes bir şey söylüyor ama kimse ne olduğunu bilmiyor. Ama Fransız istihbaratı çok güçlü bir istihbarat, devletin bundan haberinin olmaması çok olanaksız bir şey.”

Saldırıdan sonra yabancılara yönelik tepkinin artıp artmayacağı konusunda ise “Zaten burada ırkçılık giderek büyüyor, durum her geçen gün kötüye gidiyor” cevabını veriyor.

Ali Yeşiltepe bu eleştiriyi yaparken ‘Fransız bürokrasisi ve Fransız halkı’ arasında ayrım yapıyor. Bürokratik işlemler yapılırken, yerli halktan ziyade yabancıların zorluklarla karşılaştığını söylüyor:

“Şahsi bir deneyimim yok ama, bürokratik kurumlarda, vergi dairelerinde yabancı olduğunu sana hissettiriyorlar. İsminden olsun, milliyetinden olsun. Fransız vatandaşı olanlar var, onlar için de durum aynı. Doğum yerine bakıyor.”

Genelde görüştüklerim, bu tip eğilimlerin radikalleşmeye de neden olduğu görüşünde.

‘Gavurun ekmeğini yiyiyorlar’

Aziz Poyraz da asıl olarak Müslüman toplumunun bir özeleştiri yapması gerektiğini ifade ediyor:

“(IŞİD militanları) hem ‘gavur’ diye katlediyorlar, hem de gelip gavurun ekmeğini yiyorlar. Bunu insanların, Müslümanların düşünmesi gerekir.”

Strasbourg Saint-Denis mahallesinde konuşulan bir diğer konu da, bundan sonra halkın hayatında ne gibi değişiklikler olacağı.

Her ne kadar sokaklar biraz daha kalabalıklaşsa da, birçok kişiye göre bu tedirginliğin geçmesi birkaç hafta alacak.

Senem Aydoğdu, “Hayatıma aynı şekilde devam edeceğim ama trene, metroya binerken korkuyorum. Şimdi her yer polis ve askerle dolu ama bence daha sonra gelecek senelerde böyle bir saldırı ihtimali yine olabilir” diyor.

Fulya Poyraz’a göre ise Fransızların yaşamdan zevk almaya devam edecek, zira bu da aslında bir mücadele biçimi.

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s