Yasaklarla çizilen ‘sınırlar’

17 Şubat 2016

Diyarbakır-Midyat arasında dümdüz sarı bir coğrafyanın açtığı yollardan geçiliyor. Arada eşekler, koyunlar çıkıyor. Tertemiz havası düzlükte savruluyor. Yoldayız, İdil’e gidiyoruz.

Dün çıktığımız yolda, yanımdaki bölgeyi iyi bilen bir tanıdığımla Türkiye’yi, yasakları konuşurken, otoyol kenarında tek başına duran 70li yaşlarında biri, boynunda poşusu altında şalvarı eğilip eğilip elindeki ipi yol boyu geriyor, bir alanı çevreliyordu. “Ne yapıyor acaba?” diye meraklandım.

“Ülkeyi mi bölmeye çalışıyor acaba?” diye gülümsedi arkadaşım. Kendi sınırını belirliyor, arsasını ölçüyor herhalde dedik ama bir iple çizilen sınırlara, yasaklar, çatışma haberleri arasında mizahi bir açıklama bulabilmemize sanırım daha çok sevindik.

O sıralarda meğer bizim istikamete de çizgi çekiliyormuş.

Yasağın konduğu an

Öncesinde, resmi açıklamalarla işaret verilen yasağa yakalanmadan İdillileri evlerinde dinleme beklentisiyle çıktığım yol, bir askeri kontrol noktasında son buldu.

Cizre’de operasyonların bitmesine rağmen, iki aydan uzun süren yasak kalkar mı diye düşünürken, bu sefer Şırnak’ın İdil ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Cizre Midyat yolu üzerinde Haberli köyü yakınlarından geçerken sıradan bir kimlik kontrolü sandığım askeri noktada durdurulduğumuzda “Yasak yok ki daha” diye geçmek istediğimiz yolda görevli güvenlik güçleri “Şimdi yok ama birazdan olabilir” diye uyardı ve geçişe izin vermedi.

Bir yandan araçlar geri çevriliyor, bir yandan da yüklenen kamyonlar, arabalar İdil’den çıkıyordu.

Kısa bir süre sonra da güvenlik yetkililerinin kendi aralarında konuşmaları duyuldu “Yasak geldi arkadaşlar almıyoruz.”

‘Ne Cudi’si artık şehirlerden geliyorlar’

Kontrol noktasında görevli güvenlik yetkililerinin söylediğine göre, 28.500 nüfusa sahip İdil’in çok büyük bölümü ilçeyi terketmiş, çok sayıda tank ve zırhlı araç da bir gün önce ilçeye sevk edilmiş.

Duruma ilişkin bilgi almak istediğimde bir yetkili eliyle işaret ettiği Cudi Dağı’na doğru “Teröristler de iki üç gün önce gruplar halinde gelmiş” diyor.

“Nasıl? Cudi’den?”

“Yok ne Cudi’si, artık şehirlerden geliyorlar, Cudi mi kaldı?” diye yanıtlıyor.

Kontrol noktasının az ilerisinde de birkaç korucu bekliyor. Bir gün önce akşam saatlerinde gelmişler, geceyi uyku tulumlarında geçiriyorlar. Onlardan sonra nöbeti başka bir ekip devralacak.

Yaktıkları ateşin közünde bir çaydanlık var. Üst üste dizilen taşlara tüfeklerini dayamışlar. Maaşları 1100 TL civarı. Geçim sıkıntılarından bahsediyorlar, iş imkanı olmadığı için koruculuk yapmayı tercih edenler olduğunu söylüyorlar.

Göçenlerin durağı Midyat

İdil’e giremeyince, öğle saatlerinde ayrılıp Midyat’ın yolunu tutuyoruz.

Burası İdil’den göç edenlerin ilk durağı, Midyat Otogarı.

İdil’den, Cizre’den Batman’a, Bitlis’e, Mardin’e, Şırnak’a gidenler var. Bir de nereye gideceklerini henüz bilmeyenler.

“Hiç kimsemiz yok, kime sığınacağımızı bilmiyoruz” diyor Ela. Annesi, babası akrabalarıyla İdil’den Midyat otogarına varan dolmuştan yeni indiler.

‘Dünya bilmesin istiyorlar’

Soy ismini vermek, fotoğraf çektirmek istemiyor. Ailesi de, kendisi de öfkeli. Biraz önce İdil’in girişinden döndüğümü, ilçeye almadıklarını söyleyip, ‘Ne oluyor orada’ diye sorunca Ela tepki gösteriyor:

“Almıyorlar mı? Almazlar tabi. Dünya bilmesin istiyorlar olanları. Ne oluyor orada canım biliyor musun? Evleri yıkıyorlar, iş yerlerimizi yıkıyorlar, öldürüyorlar, sokak ortasında cenazeler kalıyor. Bir yandan ordu baskı yapıyor, bir yandan da hendekler kazılıyor.”

Ne zaman geri döneceklerini bilmiyor Ela, yanına yalnızca üç beş kıyafetini alabilmiş.

Otogarın İdil dolmuşlarına ayrılan bölüm kalabalık. Şoförler ilçeden bugün çok sayıda sefer yapıldığını söylüyor.

Eşyalarının yanında bekleyenlerden biri de 20 yaşındaki Zeynep. İlçede kimsenin kalmadığını, sabah akşam silah sesleri duyduğunu anlatıyor.

İkinci, üçüncü göçünü yaşayanlar

O, ailesinin aksine yasak ilan edildiği güne kadar İdil’de kalmış. Batman’a gidecek ablasının yanına. O, köy hayatını istemiyor:

“Bizim koyunlarımız da vardı. Ailenin hepsi koyunları alıp köye gitti. Bir ben kalmıştım İdil’de. Beni her gün arayıp köye gel diyorlardı. Ben gitmek istemiyordum. Köyde hiç yaşamadığım için bana çok garip geliyordu. Ben köyde yaşamak istemiyorum.”

Otogarda kimileri ilk defa göçe zorlanırken kimileri ise 90lardan bu yana çatışmaların sürüklediği ikinci, hatta üçüncü göçlerini yaşıyor.

‘Biz devletten kaçıyoruz’

Halime İlbasan da erkek kardeşi ve çocuklarıyla otogara yeni gelmiş.

Aile Cizreli, 1992’de Cizre’den Batman’a göç etmişler. 2000’de Batman’dan Cizre’ye. Sonra İdil’de yaşamaya başlamışlar. Çatışmaların en yoğun olduğu Yeni Mahalle’de oturuyorlarmış. Şimdi de, Batman’a geçecekler. Ailenin geri kalanı da diğer dolmuşla geliyor, onları bekliyorlar.

Halime, 1990larla ilgili “Çocuktuk o zaman, aklımda savaş kaldı, yine savaş var. 1990larla aynı. Belki döndüğümüzde ev kalmayacak, hepsini yakacaklar. Eşyaları bir daha bulamayacağız” diyor.

Hayvanlarını göndermişler köye, kendileri de şimdi yollarda. Tepkisi devlete: “Biz çocuk doğurduk buralarda, onlar hep vardı. Şimdiye kadar niye kaçmadık? Tank ve toplar geldi kaçıyoruz. Biz devletten kaçıyoruz.”

‘Niye açılıyor o hendekler?’

Medyaya da tepki var. Genç bir kadın “Hangi kanal, hangi medya duydu ki Cizre’de olanları?” diye çıkışıyor.

“Ama bizim kendi aramızda da dayanışma yok” diyerek devam ediyor. Adı Züheyla’ymış, Bitlisli ama iki yıldır Cizre’de yaşıyor, ondan önce de İstanbul’da oturuyormuş. Midyat’ta kalmışlar şimdi de tekrar yolda.

“Ben Cizre’ye gelin gittim. İki yıldır Cizre’deyim. 14 Aralık’ta ayrıldık oradan. Ev ne halde bilmiyorum” diyor. Züheyla, “İki tarafın da suçu olduğu” görüşünde:

“Bizim insanımızın da suçu var. İstanbul’dan bakınca devlet suçlu görünüyor. Ama HDP’nin en çok oy aldığı yerlerden birisi Cizre, en çok hendek kazılan yerlerden birisi de Cizre. Niye açılıyor o hendekler?”

Ya ayrılmayanlar?

İdil’den ayrılanların ardından ilçeden kalanları arıyorum. Telefonda konuştuğum bir İdilli, ayrılmak istemeyenlerin de olduğunu söylüyor ve bazı öğrencilerin de Batman’da eğitimlerine devam etme hakkı tanınmasına rağmen İdil’i terk etmediklerini söylüyor.

İlçede operasyonlar Yeni Mahalle ve Turgut Özal Mahalleleri’nde yoğunlaşmış. Askeri sevkiyatın da artırıldığı ilçeden ayrılanlar “İdil’in, yasağın iki aydan uzun sürdüğü Cizre gibi olmasından endişeliyiz” diyor.

Ama şimdilik, her ne kadar ne zaman kalkacağı belli olmasa da, İdil’e de bir sınır çizildi ve o sınırdan girişler şimdilik yasak. Tekrar girilebildiğindeyse neyle karşılaşılacağı belirsiz.

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s