Şırnak’tan…

19 Şubat 2016

Şırnak’ın merkezinde hava karardıktan sonra sokaklar boşalıyor, iş yerleri kapanıyor, hemen hemen herkes evine çekiliyor.

Polis ve orduya ait zırhlı araçlar daha görünüyor oluyor akşam karanlığında. Hendek açılan ve barikat kurulan mahallelerden çatışma sesleri gelmeye başlıyor.

Şırnaklılar bu durum için “fiili sokağa çıkma yasağı” diyor.

Bir gece önce duyulan top atışı seslerini sıradan bulanlar, ertesi gün öğle saatlerinde Bahçelievler Mahallesi tarafından gelen yoğun çatışma seslerini de ‘durumun kötüye gideceğine işaret’ olarak yorumluyor.

En son Gezi olayları döneminde geldiğim Şırnak sakin, temkinli ama tetikteydi. Şırnaklılar çözüm sürecinin kendi ifadeleriyle ‘zorunlu kıldığı bir sükunet’ içindeydi.

Şimdi ise OHAL döneminin geri geldiğini söylüyorlar.

Çatışmalar Şırnak’ın Bahçelievler, Dicle, Yeni, Yeşilyurt, Cumhuriyet ve Gazipaşa mahallelerinde yaşanıyor.

Cumhuriyet mahallesinin sokaklarının girişinde barikatlar, ara ara hendekler ve çatışmalardan zarar görmüş binalar var.

Sokakların birinde, barikatlara yakın bir duvarda PKK lideri Abdullah Öcalan’a atfedilen şu sözler yazılı:

“Ben savaşı, insan öldürmek için seçmedim. Hayatta en nefret ettiğim şey savaştır. Sistem köle olmaya dayatınca ben de savaşı seçmek zorunda kaldım. Çünkü direnmek hayatı, çünkü ben savaştıkça özgürleştim.”

Hava kararmaya başladıkça mahalle içinde de hareketlilik başlıyor.

Çarşılarda da kepenkler kapanıyor.

Gerilim, Şırnak esnafını da olumsuz etkiliyor.

Elektronik ürünler satan Sait Caner, “Etkilenmek ne demek, ödeme yapamıyoruz, dükkan hırsız girmiş gibi, malzeme de alamıyoruz” diyor. Caner, sattığı ürünlerin de bu döneme ‘lüks kaçtığı’ görüşünde:


“Elektronik ürünler keyif içindir, zorunluluk değil ki. Adam saatsiz idare eder ama aç susuz kalır mı? Huzur olmayan yerde keyfine para mı harcar?”

Şırnak Esnaf ve Sanatkarlar Odası Genel Sekreteri Ekrem Ertaş da sokağa çıkma yasağı ilan edilecek duyumları nedeniyle halkın gıda stoklamaya çalıştığını, bunun da gıda fiyatlarında artışa neden olduğunu söylüyor.

Şırnaklıların anlattığına göre 6 ay öncesine kadar geceleri sokaklarda, çay bahçelerinde rahat rahat dolaşabiliyorken artık hayatları ‘savaş koşullarında kısıtlanıyor’.

‘Bir nesli tümden kaybedebiliriz’

Halk arasında hem devlete hem de PKK’ya tepki var.

Ama bu eleştirileri gazetecilere açıkça dile getirmekte istekli değiller.

Ekonomik kaygıların yanı sıra, bölge genelinde bu çatışma ortamında büyüyen çocuk ve gençlerin geleceklerine dair de kaygılar var.

Eğitim telafisi programı kapsamında operasyon düzenlenen bölgelerde öğrenciler başka illere taşınsa da Şırnak Eğitim-Sen Şube eş Başkanı Serhat Uğur, asıl telafi edilmesi gerekenin çocukların yaşadığı ‘psikolojik çöküntü’ olduğunu söylüyor:

“Ben 90larda çocuk olan bir insanım. O dönemdeki travmaları henüz bizler bile atlatamamışken, travma üstüne travma bindirmek, sonra telafi için sizi şuraya buraya göndereceğiz demek bu işi çözmek için yeterli değil.”

“Bir nesli tümden kaybedebiliriz. Öyle bir risk var” diyen Serhat Uğur’a göre, buna engel olmanın, geri dönüş sağlamanın bir yolu var:

“Yaşayan yaşadı ama… Cizre’ye yaptıklarını İdil’e yapmazlarsa, Silopi’ye yaptıklarını Şırnak’a yapmazlarsa, evet, geri dönüş kısmen de olsa vardır.”

Cizre’de yaşananlar, bölgenin hafızasına işlenen ilk acı değil. Buralarda unutulmayan tarihlerden biri 21 Mart 1992 Nevruz kutlamaları.

O dönemi yaşayanlar şimdi de Cizre’de benzer bir durumun tekrarlandığını söylüyor.

‘Kürt halkının öfkesi de acısı da çok büyük’

HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, “Cizre’de acının şiddeti çok fazla. Kürt halkının öfkesi de acısı da çok büyük” diyor.

Cizre’de yasak kalktıktan sonra hayatın normale dönmesi için sivil toplum örgütleri, belediyeler ve halkın ortak çalışacağını ifade eden Birlik, “Biz o hayatı tekrar kuracağız. Daha önce yaşanmamış bir şey değil. 90ları biliyoruz.” diyor.

HDP milletvekili, Kürt halkının ‘statü talebinden’ vazgeçmesinin ise artık zor olduğu görüşünde:

“Senin dilinin, dininin, düşüncenin yok sayıldığı bir yerde sen direnirsin. Doğadaki canlıların saldırıya uğradıkları zaman kendilerini koruma refleksi vardır. Bir kedi bile elini uzattığında tırnaklarını çıkarır. Kürt halkının yaptığı budur.”

Ancak çözümün ‘masaya dönülmesi’ olduğunu vurguluyor Birlik, “Bu savaş ne kadar sürerse sürsün, tekrar masaya dönülecek. Bu sorun masada çözülecek.”

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s