Amedspor: Yeşil sahada Diyarbakır

 

Amedspor taraftarları ve kulübü yeşil sahalarda ‘haksız, ayrıştırıcı ve ırkçı’ tavırlarla karşılaştıklarını söylüyor. Amedspor’a özellikle ‘Amed’ isminden dolayı tepki gösterenler ise kulübü, oyuncuları ve taraftarları ‘futbol kulübünden çok siyasi bir oluşum’ olarak görüyor. Mart ayında oynanan Sakarya maçı sonrası Amedspor oyuncusu Mansur Çalar da ‘jiletle rakiplerini yaralamakla’ suçlamış, hakkında verilen futbol müsabakalarından ömür boyu men cezası daha sonra 20 maça indirilmişti. BBC Türkçe, Diyarbakır’da Amedspor Kulüp Başkanı Ali Karakaş, taraftarlar ve Mansur Çalar’la Amedspor’u konuştu.

  • Haber: Çağıl Kasapoğlu
  • Kurgu: Ege Tatlıcı, Osman Kaytazoğlu
  • Diyarbakır kamera: Hatice Kamer, Jan Belek

Lice’nin korkusu 1990’lara dönüş

Diyarbakır tartışıyor: Bu çatışma nasıl biter?

Bismil’de bir ressam…

DSC_0479

Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde beş yıldır bir sanat galerisi var. Kerpiç bir evi sanat atölyesine dönüştüren Diyarbakırlı ressam Gökhan Aslan için muhafazakar kimliğiyle bilinen bu ilçeyi sanatla tanıştırmak kolay olmamış.

“Neredeyse yüzde 70’i köyden gelen bir yere sanatı sokmaya çalışıyoruz. İlk başta çok soğuklardı. Daha sonra gençlerin, çocukların ellerine kil verdim, resim, çamur, kağıt verdim. İlk başta laf atanlar daha sonra güvenmeye başladı.”

Öyle ki, ilk kurulduğunda ailelerinin uzak tuttuğu çocukların, artık atölyede kendi resimlerini sergiledikleri bir köşeleri bile var.

“Hani derler ya ‘Sanatı sokağa taşıdık’, biz de Bismil’de ‘sokağı sanata taşıdık” diyor ressam Gökhan.

Atölyedeki resimler, heykeller ve rölyefler bölgenin renklerini ve toplumsal meselelerini yansıtıyor.

DSC_0470

Bismil’de resim öğretmenliği de yapan Gökhan Aslan’ın, kumaları ve bölge kadınlarını hüzünlü bakışlarıyla resmettiği ‘Mezopotamya’da kadınlar’ serisinde sarı renk öne çıkıyor. Neden sarıyı tercih ettiğini de şöyle anlatıyor:

“Sarı hüznün rengidir. Biz sürekli sıkıntılar çekerek geldik bugünlere. Sadece bireysel değil, toplumsal sıkıntı çekiyoruz. Kadınların üzerinde devletin, ailenin, kocasının, babasını ve ağabeyinin sürekli baskısı var. Ben de sarıyla o hüznü yansıttım.”

Ressamın, kadınlarla ilgili hazırladığı fakat Diyarbakır’da muhafazakar kaygılardan dolayı sergileyemediği ‘Mahrem-i Niyet’ adında bir serisi de var. Kadın vücuduna yönelik bakışları, ‘kadının mahremini’ işlediği tablolar, sergi hazırlıkları tamamlanmak üzereyken belediye tarafından rafa kaldırılmış.

“Muhafazakar toplumun kaygıları dikkate alınmış olabilir mi?” sorusuna “Eğer bir toplumun kültürel yapısına bakılıyorsa, diğer toplumun da kültürel yapısına bakılmalı. Sanatla uğraşanlar toplumun aydın kesimidir. Öncü insanlardır” yanıtını veriyor.

Bu seriyi iptal etmesi, ressam Gökhan’ın muhafazakar yapıyla ilk sınanışı olmamış.

Continue reading “Bismil’de bir ressam…”

Kardeş kavgaları ve ‘Mars’a giden Kürt çoban’

Çağıl Kasapoğlu – BBC Türkçe, Diyarbakır (17 Ekim 2014)

141017115449_diyarbakir_oyun_diktat_624x351_bbc_nocredit

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nun provasındayım. Sahnede ‘Piet’ ve ‘Val’.

İç savaşta iki karşıt cephede çarpışan ‘düşman kardeşler’ “Toprak nedir? Millet nedir?” sorularını tartışıyor:

“Bazen bir milletin savaşla karşı karşıya kaldığı olur. ”

“Bazen aynı toprak üzerinde birden fazla halkın birlikte yaşadığı da olur.”

“Veya o toprağı paylaşırlar.”

“Veya birbirlerinden çalarlar.”

“Birbirilerinden çalınan bölümü kuvvet kullanarak geri alırlar.”

“Kim senden toprak çaldı Piet?…”

Aktörler sahnede ‘ulus’ kavramı üzerine bu derin tartışmaya girdiğinde tiyatro salonunda savaş uçaklarının göğü delen sesleri yankılanıyor.

Ertesi günkü gazetelerde ‘Çözüm sürecinde ilk kez PKK havadan vuruldu’, ‘PKK noktaları F-16lar tarafından vuruldu’ manşetleri atılacağından habersiz, “rejinin işi herhalde” diyorum.

Kobani eylemleri nedeniyle ara verilen provalar, sokaklar sakinleştiğinde başlıyor ama bu sefer de ‘havada tedirginlik’ var.

Sahnede de Fransız yazar Enzo Cormann’ın Bosna savaşından esinlenerek yazdığı hikayesi ‘Diktat’.

Continue reading “Kardeş kavgaları ve ‘Mars’a giden Kürt çoban’”

Diyarbakırlı genç: Kardeşiz ama ezildiğimiz bir gerçek

Çağıl Kasapoğlu – BBC Türkçe, Diyarbakır (15 Ekim 2014)

141016113240_diyarbakir_soldiers_624x351_afp

“Biz artık her yerde ikinci sınıf olduk” dedi Diyarbakır Bağlar’daki genç. Yalnızca ikimizdik masada, bir de kayıt cihazı. Diğer mahalle sakinlerinin arasından ayrılıp ayrı bir yere oturmamızı rica ettiğinde söyledi bunu… İsmini vermedi. Mahallenin ağabeylerinden sakladığı ama kayıt cihazıma girmesini istediği sözler…

“İstanbul’da olsun, Antalya’da, İzmir’de olsun… Büyük yerlerde işe gittiğimizde veya iş aradığımızda bizi hep ikinci sınıfa koydular. Askerde de öyle, karakolda. Bizde büyük bir etki kaldığı için ve hala çektiğimiz için dile getirdim.”

“Biz aslında ne kadar ayrı olsak da hepimiz kardeşiz, istesen de bizden ayrılamazsın. Bu bir gerçek. Ama ezildiğimiz de bir gerçek.”

Çözüm sürecinin ise yalnızca ‘silahların susması’ olarak görüldüğünden yakınıyor ve ‘Ne eğitim var ne de iş” diyor.

Bu sözler aslında Diyarbakır’da öfkenin biriktiği sokakların sesini de yansıtıyor.

Kentte, bir yanda Hevsel Bahçelerine tepeden bakan Kırklar Bağı semtindeki lüks yapılar, bir yandan da Balıkçılarbaşı ve İskenderpaşa mahallelerinin ara sokaklarında sıkışan yoksul hayatlar var.

Akşam saatlerinde dolaştığım o dar sokaklarda biriken çöpler ve hemen hemen her dükkanın kepenklerini sıyıran kurşun izleri dikkat çekiyor.

Continue reading “Diyarbakırlı genç: Kardeşiz ama ezildiğimiz bir gerçek”

Diyarbakır: Gönüllülerin ve belediyenin ayakta tuttuğu Ezidiler

Çağıl Kasapoğlu – BBC Türkçe, Diyarbakır (13 Ekim 2014)

141013083539_ezidi_camp_diyarbakir_624x351_cagilkasapoglu

Birbirilerine tutundukça var olduklarına inanan bir toplum Ezidiler. Bölge halkının anlattığına göre Diyarbakır’daki kamplarından ayrılmak istememelerinin bir nedenine de bu. Birbirilerine sıkı sıkıya bağlı olmaları.

Fidanlık piknik alanında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu kampta yaklaşık 4 bin Ezidi kalıyor. Kamptan sorumlu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi Erkan Erenci’nin verdiği bilgilere göre, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı AFAD’ın temin ettiği 100 çadırla beraber toplam 814 çadır var.

Kobani’den gelip evlerde kalan yaklaşık 4 bin Suriyeli Kürt’ün aksine, “birbirlerinden kopmaktan korktukları için kent içindeki evlere gitmek istemiyorlar.”

IŞİD’in Ağustos ayı başında Musul’un batısındaki Şengal Dağları’na düzenlediği saldırıların ardından binlerce Ezidi yollara döküldü. Arkalarında yalnızca evlerini, yurtlarını değil, IŞİD’in zorla alıkoyduğu yakınlarını da bıraktılar.

Şengal’e dönmek istemiyorlar

Şengalli Ezidi Rakan İdo’nun ailesinden 11, Halef Hamo’nun ailesinden 18, Adur Kasım Haydar’ın ailesinden de 24 kişi IŞİD tarafından esir alınmış.

Kimileri de yakınlarını aç susuz geçirdikleri kaçış yolunda kaybetmiş. Sığınmacılarla yakından ilgilenen Ceren Kadın Derneği’nden Şükran Mızrak, “susayan çocuklarına kendi parmaklarından akıttıkları kanı veren anneler olduğunu” ve “bazı Şengallilerin, yakınlarına ait cesetlerin kendilerine ulaşması için kollarına isimlerini kazıdıklarını “söylüyor.

Continue reading “Diyarbakır: Gönüllülerin ve belediyenin ayakta tuttuğu Ezidiler”

Diyarbakır Hüda Par: Meşru müdafaayı tavsiye ettik

Çağıl Kasapoğlu – BBC Türkçe, Diyarbakır (12 Ekim 2014)

141012085732_cagilkasapoglu_624x351_cagilkasapoglu

Diyarbakır’da Kobani’ye destek için düzenlenen eylemlerde çıkan çatışmalarda 12 kişi hayatını kaybetti. Kentte çatışanların 1990’lı yılların Hizbullah hareketinden doğan Hür Dava Partisi’nin (Hüda Par) destekçileri ve PKKlılar arasında çıktığına dair haberler yayımlandı.

Hüda Par ise bu haberlere tepkili. “Çatışma değil, saldırı oldu” diyen Hüda Par Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu karşılık verenlerin ise “meşru müdafaa hakkı kullanan, parti ve dernek üyeleri olduğunu” söyledi.

Şeyhmus Tanrıkulu, Diyarbakır’da BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Diyarbakır’da Kobani eylemleri nasıl şiddete dönüştü? Karşı karşıya gelenler kimdi?

Olaylar (Halkların Demokratik Partisi) HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Kobani meselesini bahane ederek halkı, kendi tabanını sokağa çağırmasıyla başladı. Sokağa çıkanlar aklı selim değil, aksine çapulcu, çete, etrafı yağmalayan, talan eden, hak hukuk tanımayan kişiler. Sokak eylemleriyle halkımızın canına malına kast etmeye, talan etmeye başladılar. Öldürdüler, yaktılar, yıktılar. Fakat sokağa çıkanların hiçbir şekilde Kobani’yle alakaları olmadığı gibi, yapmış oldukları bu eylemler ile tamamen Hüda Par’ı, il ve ilçe teşkilatlarını, İslami sivil toplum kuruluşlarını ve camileri hedef aldılar.

Continue reading “Diyarbakır Hüda Par: Meşru müdafaayı tavsiye ettik”