Elif Şafak ile yazarlık, Türkiye ve demokrasi üzerine söyleşi

 

  • Haber: Çağıl Kasapoğlu
  • Kamera: Osman Kaytazoğlu, Ege Tatlıcı, Neyran Elden
  • Kurgu: Ege Tatlıcı

BBC News Türkçe
Yazar Elif Şafak, Türkiye’de gazeteci, sanatçı, yazar ve akademisyenler için hayatın zorlaşmasını değerlendirirken “Çünkü çok büyük bir antidemokratik, hukuksuzlukların, haksızlıkların yaşandığı bir tünelden geçiyoruz biz” dedi.

Şafak, “Kelimeyle iştigal eden herkes için çok zor ortam. Musa Kart gibi önde gelen çizerlerimizden, sanatçılarımızdan biri yeniden hapse atılabiliyorsa, bütün sanatçılar için ortam çok zor” görüşünü dile getirdi.

İktidardaki ilk yıllarında Adalet ve Kalkınma Partisi’ne destek verdiği gerekçesiyle zaman zaman eleştirilen Şafak, “Bu parti iktidara ilk geldiği zaman demokratik reformlar vadederek geldi ve o vaatlerin her biri de önemliydi. O dönemki söylemle daha sonra yaşadığımız şey arasında muazzam bir fark var” diye konuştu.

‘Ekrem İmamoğlu’na büyük haksızlık yapıldı’

Türkiye’de sivil toplumun ve basın özgürlüğünün zayıflamasıyla demokrasinin ‘yalnızca seçim sandığında’ arandığını ifade eden Şafak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin iptal edilmesinin de CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na ‘büyük bir haksızlık olduğunu’ söyledi:

“Geriye bir tek seçim sandığı kaldı, şimdi o seçimler de iptal ediliyor. Dolayısıyla ben büyük endişe duyuyorum, üzüntü duyuyorum. Ve sanatçılar olarak konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.”

Continue reading “Elif Şafak ile yazarlık, Türkiye ve demokrasi üzerine söyleşi”

Kazova’da direnmeyi öğrenmek

Kazova ©CagilKasapoglu
Kazova ©CagilKasapoglu

22 Ekim 2013, Bomonti

Çağıl Kasapoglu

“Kadının kendini savunması kolay değil. Genelde eşi ne derse, onu yapar. İşte benim gibi arada çatlaklar çıkıyor, onlar ayrı…”

Bu sözlerin sahibi, Kazova tekstil fabrikası işçisi Aynur Aydemir…

Son dört aylık maaşlarını ve kıdem tazminatlarını almadan çıkarıldıkları fabrikanın önünde sekiz aydır direniyorlar.

Direnmenin ve direnirken de bilinçlenmenin ne demek olduğunu öğrenmiş bu süre içinde.

O kendisini ‘çatlak’ olarak tanıtırken, direniş çadırlarına destek için orada bulunan bir esnaf giriyor lafa: “Keşke herkes senin gibi olsa… Asıl çatlak, kendini bilmeyenler…”

Aynur, bu süreçteki deneyimleriyle cevap veriyor: “Türkiye’de çatlak gözüyle bakıyorlar, işte.”

Continue reading “Kazova’da direnmeyi öğrenmek”

Çarşı neden Gezi eylemlerine destek verdi?

141216035940_carsi_gezi_park_640x360_getty_nocredit14 Haziran 2013 – BBC Türkçe 

Çağıl Kasapoğlu – İstanbul, Beşiktaş 

Gezi Parkı eylemleri birçok farklı siyasi, kültürel ve sosyal topluluğu bir araya getirdi.

Tribünlerde birbirlerini hedef alan taraftar gruplarının, Gezi Parkı’na destek için Taksim’de omuz omuza boy göstermesi ise dayanışma ruhunu besledi.

Bu ruhu yeşerten ise ‘planlı bir hareket’ olmaksızın Gezi Parkı’nın arkasında duran Beşiktaş taraftar grubu Çarşı oldu.

TOMA’lara ele geçirdikleri iş makinalarıyla yani ‘POMA’larla (Polis olaylarına müdahale aracı) meydan okudular, kendi mahallelerinde ve Taksim Meydanı’nda birlik beraberlik mesajları verdiler.

Çarşı grubunun kurucuları, sözcüleri ve üyeleriyle Gezi Parkı’nı konuşmak için İstanbul’da ‘semt kültürünün’ canlılığını yitirmediği Beşiktaş’ta buluşuyorum.

Meşhur Pando’da ‘kaymaklı kahvaltı’ yapmak için epey geç, balık pazarında rakı içmek içinse epey erken bir saatte Beşiktaş’tayım.

Her bir dükkanın önüne dizilmiş tabureler etrafında kümelenen Beşiktaşlıların neşeli sohbetlerini dinleye dinleye gidiyorum ‘Çarşı’yla buluşacağım büfeye…

Benim gibi İzmirliler ancak Kemeraltı’nda görür böyle semt muhabbetini. Şahane bir ortam.

Çarşı grubunun kurucularından Cem Yakışkan, sözcülerinden Özgür Ergün ve Çarşı’nın ‘neferleri’ olarak kendilerini tanıtan Tolga Göksu ve Özden Beşkaralı’yla Çarşı grubunun neden Gezi Parkı’na destek verdiğini konuşuyoruz.

Continue reading “Çarşı neden Gezi eylemlerine destek verdi?”

Kasımpaşa’dan Gezi’ye bakış: Nankörler, daha ne yapsın?

13 Haziran 2013 BBC Türkçe

Çağıl Kasapoğlu – İstanbul, Kasımpaşa

İstanbul’un cazibesi farklılıklar içinde kurabildiği harmoniden geliyor bir bakıma…

Taksim Gezi Parkı’nda toplanan binlerce kişi AKP hükümetine ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı sloganlar atarken, yürüyerek 15-20 dakikada varabileceğiniz Kasımpaşa’nın girişinde sizi üzerinde “Kasımpaşa’da doğdun, dünya lideri oldun, asla yalnız yürümeyeceksin Büyük Usta” yazılı pankart karşılıyor.

AKP’nin parti bayraklarıyla donattığı bu pankarta bir de Erdoğan’ın gülen resmi yerleştirilmiş. Kentteki genel hava ve birebir söyleşilerden Erdoğan’a buradaki desteğin yerli yerinde olduğu izlenimi edinmek mümkün. Ama muhalif ses de yok değil.

Başbakanın doğup büyüdüğü, her bir sokağında top sektirdiği mahallesinde Gezi Parkı’nın sesi yankılanıyor ama buradan ses çıkmıyor.

Bir züccaciyenin önünde müşteri bekleyen iki Kasımpaşalı, Gezi Parkı’ndan da, Gezi Parkı lafından da bıkmış. Önce tutuk davransalar da daha sonra bir bir başlıyorlar anlatmaya.

Ama fotoğraflarının çekilmesini istemiyorlar.

Başbakan Erdoğan hakkında yorum yapmaktan hemşerileri de çekiniyor. Yüzleri, gözleri görünsün, bilinsin istemiyorlar.

Continue reading “Kasımpaşa’dan Gezi’ye bakış: Nankörler, daha ne yapsın?”

Gezi Parkı: Sağlık çalışanları fişlenmekten korkuyor

13 Haziran 2013 BBC Türkçe

Çağıl Kasapoğlu – İstanbul, Gezi Parkı

Taksim Gezi Parkı, Çarşamba günü dağınık, ıslak bir sabaha uyandı.

Gaz bombalarının kokusu sinmiş, nefes aldıkça insanın genzi yanıyor.

Polisin Salı sabahı başlayıp tıklayın geceye sarkan müdahalesi, ardında bine yakın yaralı bıraktı. Birçok farklı bölgede kurulan revirler ve hastane odaları yaralılarla doldu.

Gezi Parkı içindeki sağlık çalışanları da en yoğun gecelerinden birini geçirdi.

Parkın sağlık hizmetleri üç farklı bölümden oluşuyor: Revir, hijyen standı ve eczane…

Bu hizmetlerin verildiği bölgede fotoğraf çekmek yasak. Gönüllüler büyük bir titizilik içinde çalışıyor.

Fişlenme korkusu ve polis baskısı nedeniyle gönüllüler isimlerini vermekten çekiniyor.

Hijyen standında görevli gönüllü Murat Aydın en çok talebin çöp torbasına olduğunu söylüyor. Tırnak makası, ıslak mendil, yanık kremi ve gaz bombasına karşı solüsyonlara da talep var.

Duş alamayanlara şampuan ve sabun dağıtılıyor.

Continue reading “Gezi Parkı: Sağlık çalışanları fişlenmekten korkuyor”

Gezi Parkı: Antikapitalist Müslümanlar neden meydanda?

9 Haziran 2013 BBC Türkçe 

Çağıl Kasapoğlu – İstanbul, Taksim Meydanı

Çoluk çocuk genç yaşlı binlerce kişi bugün Taksim Meydanı’nda yine hükümete tepki için toplanmış.

Gezi Parkı’na doğru çıkan dört beş basamaklı merdiveni anca yarım saatte arşınlayıp varabiliyorum Antikapitalist Müslümanlar grubunun bulunduğu bölgeye.

Flamaları dikmişler, battaniyeleri sermişler.

Sohbete muhabbete koyulmuşlar. Ama kuralları var. ‘Sohbet alanlarına’ ayakkabıyla girmek yasak.

Peki onlarca farklı sesin yükselebileceği bir meydandan nasıl olur da tek bir ses çıkar?

Üstelik bazı yabancı medya organlarının eylemlerin başlangıcında ‘Türkiye İslamlaşmaya karşı ayaklandı’ gibi birçoklarına göre ‘yanılgı’ sayılabilecek bir saptama nasıl çürütülür?

Meydana çıkan Antikapitalist Müslümanlar bunu yaptıklarını söylüyor.

Yazar İhsan Eliaçık iktidara en güçlü muhalefetin bu gruptan çıktığı görüşünde.

“Türkiye’deki dindar muhafazakar iktidarın panzehiri ulusalcılar değil, Antikapitalist Müslümanlar. Bu grup AKP’nin icraatını eleştiriyor. Serveti ve iktidarı yanlış kullanıyorlar.”

Continue reading “Gezi Parkı: Antikapitalist Müslümanlar neden meydanda?”

Gezi eylemleri, Gazi mahallesini nasıl etkiledi?

8 Haziran 2013 BBC Türkçe 

Çağıl Kasapoğlu – İstanbul, Gazi Mahallesi

Gazi Mahallesi
Gazi Mahallesi

Gazi mahallesinin bazı sokakları, yer yer yakılan lastiklerin siyahına bürünmüş, bazı otobüs duraklarının camlarının yerinde kırık çerçeveler kalmış.

Gezi Parkı eylemlerine destek çıkan Gazi Mahallesi sakinlerinin gösterilerine polisin sert müdahalesi mahalleyi 17 yıl öncesine götürmüş.

Sokağa çıkanlar genç. Hatta bir kısmı 1995 olaylarını annelerinin karnındayken yaşamışlar. Bir kısmı da daha 10’una varmadan ailelerinden duymuş, öğrenmiş yaşananları.

Şimdi ise, son bir haftada yaşananları, sanki 1995 olaylarına şahitlik etmiş gibi anlatıyorlar:

“Durum 1995 olaylarından daha kötü” diyor SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi) ve Dev-Lis (Devrimci Liseliler) üyeleri.

Mahallenin ara sokaklarından birinde halkın verdiği koltuklar, sandalyeler ve topladıkları kitaplar arasında poğaçalarını paylaşıp çaylarını yudumlarken karışıyorum aralarına.

Çekiniyorlar, tedirginler… Hem gazeteci kimliğimi, hem de nüfus cüzdanımı kontrol ettikten sonra başlıyorlar anlatmaya dertlerini.

“Politik bir mahalle burası, siyasallaşmış bir mahalle. Burada gazı tatmayan yoktur” diyor 25 yaşındaki SDP İlçe temsilcisi Halil Sönmez.

Halil’in kafasında on dikiş var, iki gaz bombası bacaklarına isabet etmiş, karnında plastik merminin morluğu var ve ayağının üzerinden polis aracı Akrep geçmiş.

Bütün bu yaşananların polis ve hükümetin sivillere karşı aşırı güç kullanmasından kaynaklandığını söylüyor.

SDP’li gence göre Gazi mahallesinde polisten kendi ifadesiyle ‘nefret edilmesinin’ sebebi, keyfi uygulamaları, sokaktan geçen halkı taciz etmesi.

Continue reading “Gezi eylemleri, Gazi mahallesini nasıl etkiledi?”

Gezi Parki: From ‘obedience’ to ‘disobedience’

AFP
AFP

Historic days for Turkey…

At a time when many in the ruling AKP government desired to call the Turkish society as ‘becoming increasingly obedient’, a local environmental protest has proven otherwise by gaining rather a nation wide popular support.

For the coverage of BBC please visit the site.

There are two critical points to highlight for these developments…

First, the change in the spirit of resistance in Turkey and the second, ‘the unity’ created as a single voice against the government.

Continue reading “Gezi Parki: From ‘obedience’ to ‘disobedience’”

Deep Mountain by Ece Temelkuran (Armenians – Turks)

For those who got caught up by my articles on Armenians in Beirut, I strongly suggest you to read Turkish journalist Ece Temelkuran‘s Deep Mountain Across the Turkish Armenian Divide.

The book is an excellent compilation of author’s memories during her visits the Armenian communities in Paris, Venice Beach, Turkey and Armenia.

A unique approach to Armenian Turkish relations combined seasoned with a brilliant writing style had captured me immediately when I’ve read the back page.

Unlike the above surface coverage of other didactic writings on the same subject, inside stories of this book brings its reader down to the humanitarian exchanges of both societies, where real life goes on…

One of my favourite part takes part on a dinner table in Armenia… The response of Armenian lady to Turks tossing their glasses for “honour” is worth to read…

What this book did to me is “to think”, “to question” and “to oppose the cliches I grew up with” on issues related to Armenian Turkish relations.

Armenians in Beirut

Here below is the article I’ve written on Armenian district of Beirut for HDN.
Camp Sanjak

ÇAĞIL M. KASAPOĞLU
BEIRUT – Hürriyet Daily News
Friday, February 12, 2010

Strolling through Beirut’s Armenian neighborhood in search of Turkish speakers is no easy task but to find out about their lives it must be done. Rumors of bans on Turkish TV in the area attracted the attention of our reporter, who found instead kinship and shared memories of a faraway land as she accepted a familiar-looking Lebanese coffee

Many Turks would expect to encounter hostility in Beirut’s Armenian district, but one who went in search of the truth about Turkish TV being banned in the area found instead a sense of longing for ancestral homelands.

There are many reasons for a Turk to be intrigued by the Armenian district, Bourj Hammoud, because the neighborhood offers up much more than any history book can deliver. Also, there are unwritten and unspoken taboos, such as the unofficial ban on watching Turkish TV soap operas in Armenian Lebanese households. Many happenings in the area are visible only to those who are daring enough to step in themselves.

Turkish soaps are invading prime time slots on many Arabic TV channels, but the residents of Bourj Hammoud are very much discouraged from watching them and from using the advertised Turkish products, according to residents in the neighborhood.

Most street corners in the district, however, are occupied by pirate DVD sellers whose front rows are reserved for Turkish soaps as the “best sellers.”

“It’s not the artificial love stories or mafia-like relations we are interested in in those [Turkish TV] shows, it’s the beauty of Istanbul that we are longing for,” says Rafi, a jewelry shop owner in his 60s whose roots are in southern Turkey. Continue reading “Armenians in Beirut”