Alex Saab: Gözaltına alınan Venezuela ve Kolombiya vatandaşı iş insanı kimdir, Türkiye’deki şirket neden ABD’de soruşturuluyor?

ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen yıl Temmuz ayında “ kara para aklamakla ” suçlanan Venezuela ve Kolombiya vatandaşı iş insanı Alex Nain Saab, Cuma günü Afrika’daki ada ülkesi Cabo Verde’de (Yeşil Burun Adaları) yakalanıp gözaltına alındı. 

Saab’ın adı Venezuela ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde rol oynayan ve “altın-gıda-İran yakıtı” ticaretinin temelini atan isimler arasında geçiyordu. 

Türkiye ise “ABD’nin yaptırımları nedeniyle özel sektör ve kurumlarca alınan kararların, ticari ve Türkiye-Venezuela ilişkilerinden bağımsız olduğunu” söylüyor.

Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı’nın (Interpol) “kırmızı bültenle” aradığı 48 yaşındaki Saab’ın, içinde bulunduğu uçağın “yakıt ikmali” yapmak için Batı Afrika ada ülkesi Cabo Verde’ye indiği sırada gözaltına alındığı bildirildi.

Saab’ın güzergahı konusunda çelişkili ifadeler var. Bazı kaynaklarda Saab’ın İran’ın başkenti Tahran’dan Venezuela’ya gitmekte olduğu iddia edilirken, başka bazı kaynaklarda seyahatinin tam tersi yönde olduğu öne sürüldü. 

Cabo Verde ile ABD arasında suçluların iadesi anlaşması yok. Ama Cabo Verde Başsavcısı Jose Landim, Pazartesi günü yaptığı açıklamada ABD’de yolsuzluk ve para aklamakla suçlanan Alex Saab’ın anlaşma olmamasına rağmen ABD’ye iade edilebileceğini söyledi.

Venezuela hükümeti de genelde doğrudan bağlantılı olduklarını ifşa etmekten kaçındıkları Saab’ın gözaltına alınmasına resmi bir açıklamayla tepki gösterdi.

Bu açıklama Caracas’ın Saab’la doğrudan bağlantısının da açıktan kabul edilmesi olarak görülüyor. 

Venezuela Dışişleri Bakanı Jorge Arreaza M, 14 Haziran’da Twitter’dan yaptığı açıklamada, Alex Nain Saab’ın Cabo Verde’de gözaltına alınmasının “uluslararası hukuk ve normlara aykırı” olduğunu ifade etti ve gözaltının Venezuela halkına yönelik “saldırı” anlamına geldiğini duyurdu.

Açıklamada Saab’ın, Venezuela’nın devlete ait gıda dağıtım programı ‘CLAP’ (Comité Local de Abastecimiento y Producción) kapsamında gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve Covid-19’la mücadele için gerekli insani ihtiyaçların sağlanması amacıyla seyahat ettiği ve Cabo Verde’de de teknik bir mesele nedeniyle durduğu belirtildi.

Kolombiya basınında yer alan haberlere göre ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Saab’ın Venezuela, Almanya, Rusya, İtalya ve İran hattındaki uçak filosunu uydu görüntülerindeki hareketlerinden takip ediyordu. Saab da Cuma günü de Cabo Verde’de yerel yetkililerin harekete geçmesiyle gözaltına alındı.

Kolombiyalı El Tiempo gazetesine konuşan ABD’li bir yetkili, “Cabo Verde’de demirli bir tankerde bulunan petrolün sevki için İranlı bir heyetle buluşacağını biliyorduk. Hata yapmasını bekliyorduk, o hatayı yaptı” dedi. 

Yetkili ayrıca, Saab’ın yakalandığı G500 tipi, T7JIS kuyruk numaraları uçakta ‘yolcu olarak’ kaydı bulunmadığını ama soruşturmayı yürütenlerin Saab’ın uçakta olduğunu bildiğini söyledi.

Alex Saab neyle suçlanıyor?

Amerikalı yetkililer Saab’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, baş danışmanları ve ailesi hakkındaki “milyonlarca dolarlık para aklama” iddialarına dair gizli bilgilere sahip olduğundan şüpheleniyor.

Amerikan hükümetinin resmi belgelerine yansıyan iddialarda Saab’ın Türkiye ve İran’la yapılan “altın ve nakit dolar anlaşmalarında” dahli olduğu öne sürülüyor. 

Amerikalı yetkililer Saab’ın ABD’de yargılanmasıyla, Venezuela’nın yaptırımları delip delmediğine ilişkin iddiaları araştırabilecek.

Alex Saab, ABD hükümeti tarafından Maduro’nun “geniş para aklama ve yolsuzluk ağlarının” en önemli ismi olarak görülüyor. 

Saab’ın yanı sıra aynı suçlama, ortağı Alvaro Enrique Pulido Vargas’a da yönlendiriliyor.

ABD Adalet Bakanlığı, Kolombiyalı iş insanını, Venezuela’da hükümetin belirlediği döviz kuru sistemi ve merkezileştirilen temel gıda ithalatı ve dağıtımı gibi büyük projelerde “şişirilmiş anlaşmalar” yapmakla ve bunların aracılığıyla para aklayıp yolsuzluk yapmakla suçluyor . 

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin geçen yıl Temmuz ayında Saab hakkındaki suçlamalara ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Saab, Maduro’nun yakın çevresindekilerle birlikte, açlık yaşayan Venezuela halkını sömürmek için kullanılan geniş çaplı yolsuzluk ağları kurdu. Siyasi destekçilerini ödüllendirmek, muhaliflerini cezalandırmak için gıdayı toplumsal kontrol amaçlı kullandı, bu sırada bir dizi düzmece planla yüzlerce milyon doları ceplerine attı.”

ABD Adalet Bakanlığı da aynı dönem Saab ve bir diğer Kolombiyalı iş insanı Alvaro Enrique Pulido Vargas’ın bu ağlarla ülke dışındaki paravan şirketler aracılığıyla “350 milyon dolar para akladıkları” suçlamasında bulunmuştu. ABD, bu ülke dışındaki paravan şirketler arasında Türkiye’den de bir şirketin bulunduğunu ifade ediyor.

Alex Saab, vatandaşı olduğu Kolombiya’da da yine para aklama suçundan aranıyordu. 

Kolombiyalı yetkililer Saab’a ait 9 milyon 700 bin dolar değerinde gayrimenkule el koymuştu. Ama Kolombiya’da hakkında arama kararı olmadığı için, Saab’ın Kolombiya’ya değil, ABD’ye iade edilebileceği belirtiliyor.

Alex Saab, ABD’de yargılanır ve suçlu bulunursa 20 yıla kadar hapis cezası alabilir. 

Saab, ABD’de kendini savunmak için eski federal savcı avukat Maria de Los Angeles Dominquez Truijillo’yla anlaştı.

Maria Dominguez, Dominik Cumhuriyeti’nin eski diktatörü Rafael Leonidas Trujillo’nun da kızı. 

Türkiye’nin de adının geçtiği ‘gıda-altın-yakıt’ zinciri nedir?

Alex Saab’ın, Venezuela adına “Türkiye’den altın karşılığında gıda satın alma”, İran’dan da “altın karşılığında yakıt satın alma” anlaşmalarında rol oynadığı iddia ediliyor.

Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkiler 2018 yılında karşılıklı ziyaretler ve bir dizi anlaşmayla geliştirilmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018 verilerine göre Venezuela o yıl Türkiye’ye yaklaşık 900 milyon dolar değerinde işlenmemiş altın ihraç etmişti. Altınların Türkiye’de rafine ediliyordu. Ama TÜİK verilerinde aynı dönem Venezuela’ya ihraç edilen altın oranları benzer seviyelerde görünmüyordu. Altınların karşılığında Türkiye’den gıda tedariki yapıldığı belirtiliyordu.

ABD Hazine Bakanlığı da ülkedeki gıda ihtiyacının karşılanması için CLAP adlı gıda dağıtım programının finansmanını “altın anlaşmalarıyla” yaptığını söylüyor. Böylece finansal işlemlerin de Venezuela’ya yaptırım uygulayan ABD’nin denetimine takılmadığı kaydediliyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın 25 Temmuz 2019 tarihli açıklamasında Saab’ın Türkiye ile ilişkisine dair da şu ifadeler var:

“Saab, Venezuela hükümetinin Türkiye’ye altın sattığı yapıyı oluşturmak için, mevcut Sanayi ve Ulusal Üretim Bakanı, eski devlet başkanı yardımcısı El Aissami dahil Venezuela hükümeti mensuplarıyla çalıştı.

“Venezuela’nın altın sektöründeki usulsüz operasyonları sonucunda, ve Maduro ile şaibeli ortaklarının Venezuela halkını ve kaynakları daha fazla sömürmesine engel olma amacıyla, Hazine Bakanı Mnuchin, Kasım 2018’de Venezuela ekonomisinin altın sektörüne yaptırım uygulama kararı almıştır.”

Adı geçen Tareck el Aissami, artık Venezuela Petrol Bakanı.

ABD Hazine Bakanlığı’na göre Saab, Venezuela’nın Ekonomi ve Sosyal Kalkınma Bankası (Bandes) ile anlaşma yapıp Venezuela yerel para birimiyle yerel madencilerden altın satın aldı. Venezuela hükümetinin de madencilere, “Saab’a karaborsadaki oran yerine şişirilmiş resmi faiz oranından satış yapmaları için baskı uyguladı”. Bakanlık, Türkiye ile ilgili de şu açıklamayı yaptı: 

“Türk kurumlar altını Venezuela hükümetinden satın alıyor parayı Türkiye’deki hesaplara yatırıyor, sonra da fonlar Venezuela Merkez Bankası’nın Türkiye’deki hesaplarına aktarılıyor. Saab’ın Türkiye’deki şirketi Mulberry de Venezuelalı müşterileri adına Türkiye’den ürünler satın alıp Venezuela’ya fiyatları yükselterek satıyordu.”

Saab’ın Türkiye’de sahibi olduğu belirtilen Mulberry Proje Yatırım adlı şirketi “paravan şirket”olarak niteleyen ABD, “Venezuela hükümetinin yolsuzluklarına suç ortaklığı yaptığı, Saab’ın Türkiye’ye altın satmak için CLAP aracılığıyla kurduğu yolsuzluk ağında ödemelerin kolaylaştırılması için kullanıldığını” söylüyor.

CLAP gıda dağıtım programlarında Türkiye’den gelen ürünlerin bulunduğu Venezuela basınına yansımıştı.

Türkiye: Özel sektörün ticari ilişkileri ile resmi ilişkiler ayrı

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, 19 Ağustos 2019’da ABD’nin yaptırım kararı üzerine Venezuela ile Türkiye ilişkileri hakkında çıkan haberlerle ilgili bir soruya şu yanıtı vermişti:

“Meşru hükümetleri ve anayasal rejimleri devirmek için dış müdahaleye, demokratik olmayan yöntemlere başvurulmasına ve tek taraflı yaptırımlar uygulanmasına karşı olduğumuzu, diğer taraftan Venezuela ile ilgili sorunlara kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme giden tek yolun anlamlı ve kapsayıcı diyalogdan geçtiğini bugüne kadar hep vurguladık.

“Öte yandan özellikle ABD’nin Venezuela’ya yönelik tek taraflı kapsamlı yaptırımları nedeniyle, özel sektör ve kurumlarca alınan bazı kararlar ticari tercihler olup, bunlar Türkiye-Venezuela ikili resmi ilişkilerinden bağımsızdır.”

İran’la ilişkiler

Venezuela’nın Türkiye ile yaptığı “altın anlaşmalarının” benzerlerinin de Venezuela ile İran arasında “yakıt anlaşması” olarak yapıldığı iddia ediliyor.

Bloomberg haber ajansının 8 Mayıs tarihli haberine göre Alex Saab, devletin petrol şirketi Petroleos de Venezuela üst düzey yöneticileriyle birlikte Nisan ayında “altın karşılığında yakıt anlaşması” için Tahran’a gitti. 

Haberdeki iddiaya göre o tarihten bu yana Venezuelalı yetkililer Tahran merkezli Mahan Air aracılığıyla 500 milyon dolar değerinde yaklaşık 9 ton altını Tahran’a gönderdi.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar, Saab’ın İran anlaşması müzakerelerinde Venezuela Petrol Bakanı Tareck el Aissami’ye yardımcı olduğunu söylüyor.

Tareck el Aissami, 2018 ve 2019 yılları arasında sıklıkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşmüştü. 

Bloomberg, Saab’ın Türkiye ile altın anlaşmalarında Tareck el Aissami ile Alex Saab’ın birlikte çalıştığını yazıyor.

ABD, bu anlaşmaların Venezuela’ya uygulanan yaptırımı suiistimal edip etmediğini inceliyor.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Venezuela’nın eski OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) temsilcisi Elie Habalian şu yorumu yapıyor:

“Türkiye ve iş insanı (Saab), Amerikan yaptırımlarına karşı kendilerini tehlikeye atmak istemezler, dolayısıyla bunu nakit parayla veya altınla yaparlar, Amerikan hesaplarını kullanmazlar. Amerikan hesabı kullanıp Venezuela ile işlem yaparsanız size yaptırım uygulanır. Türkiye bunu biliyor.

“Türkiye’nin şimdilik Venezuela’da jeostratejik bir çıkarı yok. Türkiye’nin Caracas Büyükelçiliği’nde son dönem faaliyetler artmıştı, daha fazla ziyaret, daha fazla propaganda (…)”

“Bunu kanıtlamamın yolu yok ama benim değerlendirmeme göre, Afrika’da yakalanan bu şahıs, bir şekilde Venezuela rejiminin dahil olduğu birçok mali meseleyle ilgilenen bakanla (Tarık el Aissimi’yle) bağlantılı. Çok akıllı biri.

“Türkiye, Venezuela rejimine yardım ediyordu ve etmeye devam edecek çünkü Türkiye’nin ABD ile tuhaf bir ilişkisi var. ABD’ye karşı mücadele etmeyi sevmiyorlar ama onları da sevmiyorlar.

“Bu değişik ilişki ortamında Venezuela ile iş yapıyorlar, altın ve nakit ile. Venezuela’da şimdi çok sayıda Türk malı ürün var.”

“Türkler, stratejik olarak Venezuela’ya yardım ederek Batı ile ve ABD ile ilişkilerini riske atmak istemez. Stratejik değil iş ilişkisi olarak bakıyorlar.”

Habalian, İran’ın Venezuela ile “iş yaptığı bir ortamda Türkiye’nin de yapmak isteyeceğini” belirtiyor ve iki ülkenin de Latin Amerika’yla ilişkileri geliştirmek istedikleri yorumunu yapıyor.

Elif Şafak ile yazarlık, Türkiye ve demokrasi üzerine söyleşi

 

  • Haber: Çağıl Kasapoğlu
  • Kamera: Osman Kaytazoğlu, Ege Tatlıcı, Neyran Elden
  • Kurgu: Ege Tatlıcı

BBC News Türkçe
Yazar Elif Şafak, Türkiye’de gazeteci, sanatçı, yazar ve akademisyenler için hayatın zorlaşmasını değerlendirirken “Çünkü çok büyük bir antidemokratik, hukuksuzlukların, haksızlıkların yaşandığı bir tünelden geçiyoruz biz” dedi.

Şafak, “Kelimeyle iştigal eden herkes için çok zor ortam. Musa Kart gibi önde gelen çizerlerimizden, sanatçılarımızdan biri yeniden hapse atılabiliyorsa, bütün sanatçılar için ortam çok zor” görüşünü dile getirdi.

İktidardaki ilk yıllarında Adalet ve Kalkınma Partisi’ne destek verdiği gerekçesiyle zaman zaman eleştirilen Şafak, “Bu parti iktidara ilk geldiği zaman demokratik reformlar vadederek geldi ve o vaatlerin her biri de önemliydi. O dönemki söylemle daha sonra yaşadığımız şey arasında muazzam bir fark var” diye konuştu.

‘Ekrem İmamoğlu’na büyük haksızlık yapıldı’

Türkiye’de sivil toplumun ve basın özgürlüğünün zayıflamasıyla demokrasinin ‘yalnızca seçim sandığında’ arandığını ifade eden Şafak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin iptal edilmesinin de CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na ‘büyük bir haksızlık olduğunu’ söyledi:

“Geriye bir tek seçim sandığı kaldı, şimdi o seçimler de iptal ediliyor. Dolayısıyla ben büyük endişe duyuyorum, üzüntü duyuyorum. Ve sanatçılar olarak konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.”

Continue reading “Elif Şafak ile yazarlık, Türkiye ve demokrasi üzerine söyleşi”

Suudi Cemal Kaşıkçı: ‘İktidar mücadelesinde kaybolan gazeteci’

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu(Fotoğraf: AFP)

Çağıl Kasapoğlu
BBC Türkçe

BBC Türkçe

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na 2 Ekim’de girdiğinden bu yana kendisinden haber alınamayan Cemal Kaşıkçı’nın arkadaşları, Suudi gazetecinin Riyad’daki iktidar mücadelesinin ortasında kalmış olabileceğini söylüyor.

Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’dan geçen yıl ayrılarak ABD ve Türkiye’de yaşamaya başlamıştı. Ama Suudi Arabistan’da geçirdiği son yıllarda adeta Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın “elini ensesinde” hissediyordu.

Bu sürece varan olaylar dizisini arkadaşları ve tanıdıkları BBC Türkçe‘ye anlattı.

Suudi Arabistan’ın Filistin politikasını eleştirdi

Kaşıkçı, kaybolmasından birkaç gün önce, 29 Eylül Cumartesi günü de Middle East Monitor adlı sivil toplum kuruluşunun düzenlediği Filistin Konferansı’na katılmak üzere Londra’daydı.

“Oslo Anlaşması’nın 25. Yılı: Tutulmayan Sözlerin Mirası” başlıklı konferansta Filistin davasına destek için bulunan Kaşıkçı, burada da Suudi Arabistan’ın Filistin meselesine yaklaşımını eleştiriyordu.

Cuma günü Londra’ya uçmuş, Cumartesi konferansa katılmış ve BBC’de bir radyo programına konuk olmuş, Londra’da soğuk algınlığı nedeniyle Pazar günü dinlenmiş, Pazartesi günü İstanbul uçağına binmeden önce de günün büyük bir kısmını 25 yıllık dostu akademisyen Azzam Tamimi’yle geçirmişti.

Continue reading “Suudi Cemal Kaşıkçı: ‘İktidar mücadelesinde kaybolan gazeteci’”

Türkiye ve Venezuela neden yakınlaştı?

Erdoğan ve Maduro

LINK: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45162491

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye ile Venezuela arasındaki dış ticaret hacmi yılın ilk 5 ayında 892,4 milyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Venezuela’ya ihracat 58 milyon 167 bin dolar, Venezuela’dan Türkiye’ye yapılan ithalat da 834 milyon 232 bin dolar olarak kaydedildi.

Yılın 5 ayında ulaşın ticaret hacmi her ne kadar Türkiye’nin ticaret hacminin küçük bir oranını temsil etse de, iki ülke arasında son 5 yıldaki toplam ticaret hacmini geride bırakan bir ivme görüldü.

Türkiye’nin 2017’de ihraç ettiği ürünler arasında, buğday unu, makarnalar, sabunlar, bebek bezi, hijyenik ürünler, ağız ve diş sağlığını korumaya mahsus müstahzarlar, işlenmiş mermer, Ayçiçek yağı, traş müstahzarları yer aldı.

Venezuela’dan ithal edilen ürünler arasında da, kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler, taklit mücevherler, metal paralar, mineral yakıtlar ve yağlarda bunların damıtılmasıyla elde edilen ürünler, mineral mumlar, demir ve çelik ürünler var.

Continue reading “Türkiye ve Venezuela neden yakınlaştı?”

Türkiye’den kaçan yüzlerce Gülen Cemaati üyesi Selanik’te

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra açılan soruşturmalar, davalar ve haklarında çıkarılan yakalama kararları nedeniyle Türkiye’yi terk eden, aralarında 8 askerin de bulunduğu yüzlerce Fethullah Gülen Cemaati üyesi Yunanistan’a kaçıp iltica başvurusunda bulundu.

İnsan kaçakçıları aracılığıyla Meriç Nehri üzerinden veya Akdeniz’de sürat teknesiyle Yunan topraklarına geçen bazı Gülen Cemaati üyeleri Selanik için “Yeni evimiz” diyor.

Haklarında Türkiye’de soruşturma açılmasına ve yakalanma kararı olmasına rağmen Yunanistan, Türkiye’nin iade taleplerini reddediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atina ziyareti sırasında Yunan yetkililere seslenip, darbe girişimi sonrası Yunanistan’a sığınan 8 askerin de iade edilmesi talebini yineledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Ekim ayında Yunanistan’a kaçan Cemaat üyelerini gündeme getirip darbe girişiminden sonra Yunanistan’a sığınmacı olarak başvuranların sayısının 955 olduğunu söylemişti.

Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın FETÖ’cüler için adeta bir sığınma üssü olmasını arzu etmeyiz. Dolayısıyla bu başvuruların titizlikle değerlendirileceklerini ve Yunanistan Anayasası’na ve yasalarına göre değerlendirileceklerine, hainlere prim vermeyeceklerine inanıyoruz” diye konuştu.

Ama Selanik’te BBC’ye konuşan Gülen Cemaati üyeleri, darbe girişimi sonrası açılan “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” soruşturmaları kapsamında işkence ve gözaltında kötü muameleden korktukları için ülkeyi terk ettiklerini, kendilerine yöneltilen “terör örgütü üyesi olma” suçlamalarını kabul etmediklerini söylüyorlar.

Continue reading “Türkiye’den kaçan yüzlerce Gülen Cemaati üyesi Selanik’te”

Gaziantep Beybahçe’de yas: ‘Her gece oğlumun görüntüsü gözümün önünde’

Haberin BBC Türkçe sayfasında yayınlanan videosu için tıklayın.
5 Nisan 2017
Gaziantep
Video-haber: Çağıl Kasapoğlu

Gaziantep’in Beybahçe mahallesi yaralı. Kanıyor gibi hala. Hafızaların hantallığında yok olmaktan korkuyor.

Kentin çarşı pazarında, parklarında hararetli referandum tartışmaları yaşanırken bu mahalle ise, geçen yıl 20 Ağustos’ta kına gecesini hedef alan canlı bomba saldırısında yaşamını yitiren 40’ı çocuk, 56 kişinin sessiz sessiz yasını tutuyor.

Ağırlıklı olarak Siirt Pervari’den, Şanlıurfa’dan, Şırnak, Van’dan göç alan mahallenin dar yokuşlarında, toplanan kadınlar Antep fıstığı kırıyor, çoluk çocuk da top ve çakıl taşı peşinde oynuyor.

Continue reading “Gaziantep Beybahçe’de yas: ‘Her gece oğlumun görüntüsü gözümün önünde’”

IŞİD neden Adıyaman’da örgütlendi?

Diyarbakır, Suruç ve Ankara saldırılarının ardında Adıyaman’da konuşlu bir IŞİD hücresinin olduğunun ortaya çıkması, kentin de adının sık sık örgütle ve radikal İslam’la anılmasına neden olmaya başladı.

Fakat Adıyaman halkı ve kanaat önderleri ‘Dokumacılar grubu’ olarak da bilinen bu IŞİD hücresiyle anılmaktan rahatsız.

Özellikle de IŞİD’lilerin toplandığı ve üç ay açık kaldıktan sonra belediye tarafından kapatılan İslam Çay Ocağı çevresindeki esnaf.

Çay ocağının kapatılmasının ardından bir tabelacının da kısa bir süreliğine kiraladığı yer şimdi ise devren satılık.

Karşısındaki çay ocağında oturanlar, “Gazeteciler eksik olmuyor, bıktık artık. Biz IŞİD’le anılmak istemiyoruz. Burayı da artık başka birinin tutacağını, satın alacağını sanmıyoruz” diyorlar.

Komşular: Şüphelenmedik

İslam Çay Ocağı’nın açık olduğu üç ay boyunca şüphelenilecek bir durum hissetmediklerini söylüyorlar.

İsimlerini vermek istemeyen mahalle sakinleri gördüklerini anlatıyor:

“Bize ne çay verirlerdi, ne de satarlardı. Sadece üyeleri girer, çaylarını kendileri yapar kendileri içerlerdi. Bir de değişik kitaplar okurlardı. Zaten gündüz bir iki kişi olurdu. Biz kahveyi öğleden sonra 5 gibi kapattığımızda onlar gelirdi. Geceleri toplanırlardı. Sakallısı da vardı sakalsızı da.”

Basında, çay ocağında IŞİD bayraklarını temsil eden semboller olduğu ve cami minberi bulunduğunu gösteren fotoğraflar yer almıştı.

Burayı ziyaret edenlerden biri de Diyabakır’da 5 Haziran’daki HDP mitinginde 4 kişinin öldüğü bombalı saldırının faili olarak tutuklanan Orhan Gönder.

Continue reading “IŞİD neden Adıyaman’da örgütlendi?”

Türkiye’nin güvenli bölge talepleri ne kadar gerçekçi?

Haberin BBC Türkçe sayfası.

Suriye’de Rusya’nın askeri varlığını güçlendirmesiyle güç dengeleri yeniden şekilleniyor.

Rusya ve ABD, başlıca tehdit olarak gördükleri IŞİD’e karşı mücadeleye odaklanırken, Türkiye ise sınırda güvenli bölge oluşturulması talebini yeniden gündeme getirdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, BM Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta hafta başında gazetecilerle konuşurken, mülteci akını konusunda Avrupa’ya şu mesajı verdiğini söyledi:

“Cerablus-Azez arası boşalsa, 100’er bin kişilik üç şehir kurabiliriz. Maliyetini siz (AB) üstleneceksiniz, inşasını biz yapacağız. Daeş ve rejim tehdidinden arındırılmış güvenli bölge çok önemli.”

Acaba bu çağrı karşılık bulur mu?

Bölgeyi yakından takip eden uzmanların bu talebe yaklaşımında üç ana mesele öne çıkıyor: Türkiye diplomatik destek alır mı? Rusya’nın askeri varlığı, sonucu nasıl etkiler? Ve Suriyeli Kürtlerin bölgedeki etkinliği planların gerçekleşmesine engel olur mu?

Genel kanı, Batı’dan yeterli desteği henüz alamadığı için bu talebin kısa vadede karşılık bulmayacağı yönünde.

ABD, Türkiye’nin sınırda güvenli bölge oluşturma planlarına sıklıkla karşı çıkmış, Ankara ile anlaşıldığı yönündeki iddiaları da yalanlamıştı.

Batı’dan güvenli bölgeye karşı çıkanlar liderden biri de Almanya Başbakanı Angela Merkel.

Merkel, Çarşamba günü Berlin’de partisinin milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, Sırpların 8 bin Müslümanı katlettiği Srebrenitsa örneğini vererek tartışmaya katıldı ve bölgeye yerleştirilmesi planlanan mültecilerin güvenliğinin sağlanmaması durumunda katledilebilecekleri uyarısında bulundu.

Continue reading “Türkiye’nin güvenli bölge talepleri ne kadar gerçekçi?”

Lice’nin korkusu 1990’lara dönüş